Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Sanat
Halk Ozanları
Neşet Ertaş
Aşık Veysel
Mahzuni Şerif
Muhlis Akarsu
Dadaloğlu
Seyrani
Erzurumlu Emrah
Murat Çobanoğlu
Türk Edebiyatı
N. Fazıl Kısakürek
Kaldırımlar Şiiri
Zindan İki Hece
Mehmet Akif Ersoy
Mimar Sinan
Namık Kemal
Divan Şairi Fuzuli
Sözel iletişim
Süsleme Sanatları
Sanat örnekleri
Abstrakt Sanat
Abstrakt Resimler
Abstrakt Posterler
Abstrakt Fantazi
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri

Sözel iletişim,

                                                                            

Konuşmak insanlar arasında bir sözel iletişim ve paylaşım aracıdır ancak  kendiliğinden oluşan bir eylem değildir... örneğin bir insan kendi kendine birşeyler mırıldandığı zamanlarda o insan konuşuyor diyemeyiz  çünkü karşılıklı bir iletişim yoktur ortada... iletişim, iletilen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma sürecidir konuşmanın en önemli öğelerinden biri söylenecek sözün nereye yönetildiği ve kimin tarafından nasıl algılanıp değerlendirildiği söz konusudur... sözel İletişim de İleti alışverişi canlı dünyanın ortak bir özelliği olmakla birlikte, yalnız insanlar arasında insanın simgeleştirme yetisi sayesinde simgeler aracılığıyla duygu, düşünce ve bilgi aktarımı söz konusudur ayrıca İletişim tüm tarafların üzerinden bilgi alışverişi yapılacak ortak bir dili anlamalarına ihtiyaç duyar.

Dili kullanarak gerçekleştirdiğimiz adlandırma, sınıflama, soyutlama ile yaşantımızı bir düzen içinde yürütürüz, dil ve konuşma yalnızca bundan ibaret olmayıp, anlam yaratma ve onu paylaşma ile ilgili simgesel bir etkinliktir aynı zamanda. Kaynak, hedeflediği kişiye erişmek için, öncelikle iletişimin taşıyacağı duygu, düşünce ve bilgiyi dil dediğimiz simgesel sistem aracılığıyla kodlar, Özünü ve biçimini koruyacak doğru kodlama yapılmadığı zaman, duygu ya da bilgi yerine farklılaşarak ulaşacak ya da ulaşamayacaktır... iletinin kodlanması çok kısa, çarpıcı, dikkat çekici, kolay akılda kalıcı olmalıdır, böyle olmayan iletiler hedef kitleye ulaşabilse bile, onun tarafından algılanmayacak; yarım yamalak algılanarak taşıdığı anlamsal içerik tam bir biçimde iletilmediğinde ise, bizim kodlarken amaçladığımız ileti çarpıtılarak algılanmış olacaktır. Sözlü iletişim“dil” ve “dil ötesi” olmak üzere iki alt sınıfa ayrılmaktadır.İnsanların karşılıklı konuşmalarını ve yazışmalarını dille iletişim kabul edebiliriz.

Dille iletişimde kişiler ürettikleri bilgileri birbirlerine ileterek anlamlandırırlar. Dil ötesi iletişim sesin niteliği ile ilgilidir; ses tonu, sesin hızı, şiddeti, hangi kelimelerin vurgulandığı, duraklamalar ve benzeri özellikler, dil ötesi iletişim sayılır. Dille iletişimde kişilerin "ne söyledikleri", dil ötesi iletişimde ise “nasıl söyledikleri” önemlidir. Bu ayrımı sözel ve sözsüz iletişim terimleriyle de adlandırabiliriz... sözel iletişim daha çok düşüncelerin, sözsüz iletişim de duyguların aktarımında önemli işleve sahiptir. İnsanları diğer canlılardan üstün kılan düşünceleri söze dökülmediğinde, insanlara ulaşamadığında bir anlam ifade etmeyecektir.Akıl ve düşünce gücümüze işlerlik kazandıran, onu üretken hâle dönüştüren güçtür konuşma.

Her türlü teknolojik gelişmeye karşın, yüzyıllardır bireysel ve toplumsal ilişkiler alanında vazgeçilmez yerini korumuştur.Sözlü iletişimin bu gücü çalışmamızın konusu olan ders ortamındaki iletişim çatışmalarında da; özellikle etkin dinlemenin yansıması olan tümcelerle, sen-ben dili aktaran tümceler bağlamında önem kazanmaktadır. Sözlü iletişimin bu gücüne karşılık insan iletişimi yalnız sözcüklerle sınırlı değildir. İletişimin bir de sözel olmayan boyutu vardır. Sözsüz iletişim beden dili ve ses, bütün ögeleri (tonlama, vurgu vb.) aracılığıyla gerçekleşir. Sözsüz iletişimin iki ana işlevinden birincisi doğrudan anlam - özellikle duygularla ilgili - iletmek diğeri de sözlü iletişimin içeriğini belirlemek, onu desteklemektir. Aynı sözler farklıtonlarda ya da farklı jest ve mimiklerle farklı anlamlar kazanır.

Türkçe dili, Türkiye nüfusunun yüzde 90'nının konuştuğu anadilidir. Konuşulan diğer diller arasında çeşitli Kafkas ve Kürtçe diyalektler, Arapça, Rumca, Ladino ve Ermenice gibi 70 kadar dil ve diyalekt yer alır. Türkiye Türkçesi, Ural-Altay dil birliğinde yer alan Türk dil topluluğunun zamanla evrime uğramış güneybatı kolunu temsil etmektedir. Bu dilleri konuşan topluluklar Orta Asya'dan doğu ve kuzeydoğuya, özellikle de batıya doğru yayılmışlardır.

Türkçe çok eski yıllardan beri Orta İrancanın çok çeşitli dil ve lehçelerini etkilemiş, Kafkaslar ve Anadolu'dan da kimi Hint-Avrupa kökenli dilleri uzaklaştırmıştır. İslamiyet'in kabulü ile Türk dili üzerinde bir yandan Arapçanın bir yandan Farsçanın etkileri belirginleşmiştir... 19'cı yüzyılın sonlarından itibaren ise Türk lehçelerine dayanan, Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi ve Kazak Türkçesi gibi çağdaş Türk yazı dilerinin oluşumu söz konusudur.Türkçe bugün yeryüzünde konuşulan ortalama 4000 dil arasında, en fazla ve en yaygın konuşulan yedinci dildir ve iki yüz milyonun üzerinde insan tarafından konuşulmaktadır.

Türkler 8'ci yüzyıldan bu yana birçok yazı dili kullanmakla birlikte en fazla Göktürk, Uygur, Arap ve Latin alfabelerini kullanmışlardır.Cumhuriyetin kurulup, milli birliğin sağlanmasından sonra, özellikle 1923-1928 yılları arasında Türkiye'de en çok alfabe sorunu üzerinde durulmuştur... yeni Türkiye'yi çağdaş uygarlık düzeyine eriştirebilmek için Batı kültüründen de yararlanılması gerektiğine inanan cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, bu amaçla 1928 yılında Arap alfabesinin yerine, Türkçenin ses düzenine uygun olarak hazırlanan Latin harflerinin kabul edilmesini sağlar.

Dil İnkılabı, Atatürk'ün 1932 yılında dili sadeleştirmek amacıyla Türk Dili Tetkik Cemiyeti'ni kurmasıyla sürmüştür. Kurulusundan bir süre sonra Türk Dil Kurumu adini alan cemiyetin çalışmaları olumlu sonuçlar vermiş, Türk dilinin Arapça, Farsça kelimelerden arındırılıp sadeleşmesi yolunda önemli adımlar atılmıştır.

Türk Dil Kurumu bugün, 1983 yılında kurulan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesinde, tüzüğü yeniden düzenlenmiş olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Türkçenin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve güzelleştirilmesi bu kurumun görevleri arasındadır.

Türk diliyle ilgili olarak günümüze kadar yapılan olumlu çalışmaların en önemli sonucu, 1932 yılından önce yazı dilinde yüzde 35-40 civarında olan Türkçe sözcük kullanma oranının, bugün %75-80'lere ulaşmış olmasıdır. Bu olgu Atatürk'ün yaptığı Dil İnkılabı'nın halka mal olduğunun en önemli kanıtıdır.

 Lehçeler - Ağız (Şive) - Jest ve Mimikle İfade

Lehçe

Bir dilin tarihi, bölgesel, siyasi sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu, diyalekt.Kırgız Lehçesi, Kazak Lehçesi vb.

Ağızlar (Şiveler)

Şive

Bir dil veya lehçenin daha az konuşma farkları gösteren ve bölgeden bölgeye veya şehirden şehre değişebilen küçük kollarına denir.

Jest ve Mimikle İfade

Jest ve Mimik

Herhangi bir şeyi açıklamak için genellikle el, kol veya baş ile yapılan içgüdüsel veya iradeli hareketlere jest, yüz ifadesine ise mimik adı verilir.

                                                                                                                                                               

to Top of Page