Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Engelli Olmak
Korkunç Mantar
Karakter Analizleri
Hipnoz Nedir?
Beden Dili Nedir
11 Eylül'ün Sırları
Ahlak krizleri
Ah O Zor Günler
İzm ve ist' ler...
Yahudilik Nedir?
İmza ve El Yazıları
Mikro Hadiseler
Solak insanlar
Hayat Denklemi
Işıkla karanlık
Nezaket kuralları
Bunları Biliyormuyuz
Deprem Nedir?
Padişahla Vezir
Huzura giden yol
Çatlak Kova
Erkek Çocuk İsimleri
Kız Çocuk İsimleri
Burcumuz ne diyor
Kültür
Sanat
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri

                                                                             Huzura giden yol                                                                            

 

Huzur, mutlu olmak için gereken en yegane şeydir, kimilerıne göre iç denge ile doğru orantılı, kimilerine göre de ulaşması o kadar da zor olmayan ruh halidir, ancak gerçek huzurlu olma hali farklı şekillerde tanımlanabilir...

Insan, şu iki ortamda çok asabi olur... biri: yolculuk anında, diğeri: hasta olduğu zamanlarda, hakikaten bu çok doğrudur... özellikle gurup halinde yolculuk yaparken insanlar birbirleri arasında zaman zaman itilafa düşerler, biri der ki, "şu taraftan gidelim", öbürü der ki "yavaş gidelim", bir diğeri der ki "hızlı gidelim". Otomobili ile tatile gidenler mutlaka buna benzer olaylayları yaşamışlardır. Yolculuk, gerçektende hepimiz için yorucu ve stresli olabilir.

Bunun için, Hz. Peygamber efendimiz insanlara yolculuk konusunda şu nasihatta bulunmuşlar: "yolculuk yaparken aranızdan birini başkan seçin"...

Çeşitli sebeplerle yola çıkılır, kafileler yollara dizilir... kimi ilim tahsil etmek için, kimi filim için, kimi eş dost akraba ziyareti için, kimi ticaret için, kimi de hac için yola çıkar... Hülasa-ı kelam insanoğlu dünden bugüne ve kıyamete kadar turlayacak, bu kaçınılmaz. Peki, bu turların sonu nereye varacak?.. Cevabı çok basit... Bakın Kur’anü’l Mucizü’l Beyan ne diyor:

-  Hepiniz Allah’tan geldiniz Allah’a döneceksiniz buyuruyor... yani, "Allah'a yolculuk edeceksiniz"... demek ki, en önemli yolculuk... Allah'a giden yolculuktur...

İşte bütün yolların kesiştiği nokta ilahi huzur yolculuğudur. Mahkemi-i Kübrada tek geçerli berat, yani kurutuluş akçesi iman, kalbi selim ve güzel ahlaktır.
İnsanoğlu bu dünyada dolaşsın turlasın, ama başıboş dolaşmasın. Dolu başakların başı eğiktir, dolu olmayanların başı diktir... fakat boştur... dolayısıyla yeryüzünde tevazu ile gururlanmadan seyahat edelim. Kendi kendimize; "mağrurlanma padişahım senden büyük Allah var’ diyelim. Nitekim, dolu dolu veya doyasıya diye nitelendirilen yolculuklar şunlar:

İlim yolculuğu,
-  Sıla-i rahim, memleketini ziyeret etmek için yolculuk,
-  Dost ziyareti,
-  Hac yolculuğu,
-  Cihad yolculuğu, (Allah Rasulü (s.a.v) ümmetimin seyahatı Allah yolunda cihattır buyurdu.)
-  Hizmet yolculuğu,
-  Sağlık için, tedavi olmak için çıkılan yolculuk,
-  Helal rızık için yapılan ticaret yolculuğu,
-  Tefekkür için, ibret için yolculuk vs...

Bütün bunlara ilave edilmesi gereken şüphesiz en iyi seyahat bir Allah dostunu ziyaret
için yapılan yolculuktur...

Allah Rasulü (s.a.v) din kardeşini Rıza-i Bari için ziyaret eden cennetliktir buyuruyor...
Bir kardeşini ziyarete gidene kimsenin yoluna Allah meleklerden bir bekçi koyar...

Melek Adama:
-  Nereye böyle? diye sorar...
Adam:
-  Kardeşimi ziyarete gidiyorum der...
Melek:
-  O senin yakının olduğu için mi?..
Adam:
-  Hayır der.
Melek;
-  Yoksa bir dünyalık menfaatin mi var?..
Adam:
-  Hayır. Ben onu Allah rızası için ziyaretine gidiyorum deyince
Melek:
-  Allah sana mübarek etsin... Sana, senin o adamı sevdiğin gibi Allah’ında seni sevdiğine
Haber vermeye geldim der (Hadis) ...

Kamil mürşide zahiren yolculuk hoş olduğu gibi, manende kalbindeki nur ve feraset
ilmine ulaşmak için gönlüne seyr-ü sefer eylemeli... çünkü ilimlerin en üstünü Allah’ı tanıma ilmidir...
Habir B. Abdullah (r.a) bir hadisi işitmek için bir aylık yolculuk yapmış, işte gerçek
Yolculuk bu, ilim uğruna göze alınan seyahat, ne güzel ihlâs ve samimiyet örneğidir.

Rasul-i Ekrem (s.a.v) bu yüzden; Kim kırk gün Allah için ihlâsla amel ederse kalbinden diline doğru hikmet pınarları fışkırır buyurmuşlardır. 

İnsanın zihnini kurcalayan öyle sorular vardır ki, bir yanardağın faliyete geçmesi gibidir... diyorlar ki şeytan yaratılmasaydı bizde şeytana uymazdık, cehenneme gitmezdik... şeytan insanın içindedir... insanın zaaflarındaki gedikten atlayan şeytan insanlık kalesini zapteder... onu kötü yollara düşürür... şeytan insanı günahlara sefkeden atşten var olma bir yaratıktır... şeytanı kendinden uzaklaştıran ancak ve ancak insanın hür iradesi ve imanıdır.

islamın esas hedefi yeryüzünde akıllı... şuurlu... ve huzurlu bir toplumu tesis etmektir... toplumu karanlıklar içinde bırakmak değil... islamın asıl hedefi insanoğlunu yeryüzünde Allahın halifesi kılmaktır. Halife kendisine verilen yetki ve görevlerinde adil davranan,  toplumu huzurlu bir yola davet etmek için verilen yetki ve görevler sınırı içinde davranan güvenilen bir kimsedir... şekli kıstaslarla ve kestirme yoldan bir sultan Allah'ın halifesi olarak adlandırılamaz... ilk halifelere esasen bunun için halife'i resulallah deniyordu... hatta bu ünvanı kullanmak için islam kamu hukuku terimlerinden devlet reisinin karşılığı, olan ulül' emr, veya veliy'ul emr demektir...

Mülk, ve mutlak eğemenlik sadece Allah'a aittir, bunun pratik anlamı şudur... adaleti insan hakkını koruyan ve güvenceye bağlayan temel ilkeleri değiştirme konusunda yasama yetkisi bir sultana değil, ümmete bile tanımamıştır... bu temel ahlaki ve anayasal ilkeler katı kurallardır... adil olan kimse bu temel ilkelerin yerine zulümü tercih edemez, bütün insanlık karşı görüşte ittifak etse dahi, adalet iyi... zulüm kötüdür... bütün insanlık yine karşı görüşe ittifak etse dahi... insanlar arasında insanlık değerleri açısından eşitlik ilkesi vardır... bu temel değerler ve ilkeleri değiştirme yetkisi ümmete dahi verilmediği için, mülk Allah' ındır... velayeti emri tevdi edeceği kimselere seçme yetkisi, ve bunu ümmete tanımıştır... seçilen kimseye ancak velayeti emr tevdil edilmiş olur... yoksa kimse kendisinde olmayan bir hakkı başkasına devredemez. Velayeti emr emanetinin kapsamında temel anayasal ilkeleri değiştirme yetkisi yer almaz... islam karşıtları islamdaki değişmezlik ilkesinin ne anlama geldiğini neyi korunduğunu pekala bilirler...

Bu ilkenin adaleti, ve dolaysiyle insanlık değerini ve eşitlik adaletini koruduğunu bildikleri için de, ne kadar tekrarlanırsa tekrarlansın, bir zerre kadar feraset göstermeyip bu değişmezlik ilkesinin insanlığın zararına olduğunu tekrarlayacak aydın kılıklı insanlara önyargı sloganları ezberletirler... bunlarda panellere veya dergi ve gazete stünlarında ezberlediklerini tekrarlar dururlar. İnsanlık değerleri gibi termleri kullanıp zulmü savunurlar... çünkü adalet yerine zulmü tercih etme imkanını, aklı apaçıklar yerine karanlık bir şüpheciliği veya yerine göre çifte gerçekçilik olabileceği yutturmacasını, dolaysıyle paragmatizm yaldızlı ambalaj içinde opportünizmi, ve makyelevizmi savunmuş olurlar... oysa bunlar gerçek aydın değil... zifri zülmet dirler... aydın olabilmek için aklı ap açıkları inkar etmek yerine... huzura giden yolun klavuzu olan islam öğretisine ön yargılardan arınmış bir eda ile bakılmalıdır... hurafelerden arınmış bir yolun... huzura giden o yolun ögretisi aklı apaçıklardan başlar.

                                                                                                                                                     

to Top of Page