Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Sanat
Halk Ozanları
Neşet Ertaş
Aşık Veysel
Mahzuni Şerif
Muhlis Akarsu
Dadaloğlu
Seyrani
Erzurumlu Emrah
Murat Çobanoğlu
Türk Edebiyatı
N. Fazıl Kısakürek
Kaldırımlar Şiiri
Zindan İki Hece
Mehmet Akif Ersoy
Mimar Sinan
Namık Kemal
Divan Şairi Fuzuli
Sözel iletişim
Süsleme Sanatları
Sanat örnekleri
Abstrakt Sanat
Abstrakt Resimler
Abstrakt Posterler
Abstrakt Fantazi
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri

 Mimar Sinan,

 

Mimar Sinan, 15 nisan 1490 yılında Kayseri'nin Ağırnas köyünde dünyaya gelmistir. Osmali doneminin en onemli mimarlarindan biridir... yüzyillarca ayakta duran şaheserleriyle ünlüdür. Istanbul süleymaniye, Edirne Selimiye, Manisa Muradiye - (buradan da anlaşılacağı üzere, Kanuni Sultan Süleyman, 2'ci Selim ve onun oğlu Murad dönemlerinde yaşamıştir. Mimar Sinan mimarlığının yanısıra çok iyi de bir mühendistir, Süleymaniye'yi inşa etmeden önce temel kazısını yapıp toprağın oturması için ağır kayalar taşlar yığarak 5 sene bekletmiştir...

Mimar Sinan'in yaptığı şaheserler:

84 cami, 52 mescit, 57 medrese, 7 okul, ve darülkurra,  22 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 7 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 köşk ve saray, 6 ambar ve 48 hamam olmak üzere üç yüz elliyi aşkın yapı gerçekleştirmiştir.

Çıraklık eseri olarak nitelendirdiği ve kanuni'nin ölen oğlu şehzade mehmet'e ithaf ettiği şehzade camii aslında Kanuni için yapılmaktaydı... fakat sinan daha iyisini yapabileceğini muhteşem süleymana beyan etmiş ve bu cami şehzadenin olmuştur... Sinan sözünü tutmuş kalfalık eserim dediği Süleymaniye ile devrini şaşkına çevirmiştir... çünkü bu ağırlıkta bir külliye kompleksini tarihi yarımadanın haliçe bakan yamacına 450 senedir çökmeden oturtmak akıllara zarar bir iştir... tüm bu yüzlerce yapıya rağmen yine kendisinin tasarladığı türbesi son derece sade ve yarı açıktır... Süleymaniye'nin aşağısında istanbul müftülüğü karşısındadır...

Yılda ortalama 10 eser çizip yapımına nezaret etmiş dahi insandir, bazı şaheserlerin yapımının yıllarca sürdüğü göz önüne alınırsa hayret edilecek bir tempodur... diğer küçük eserlerin yapımı konusunda şöyle bir varsayımım vardır:

Mimar Sinan Süleymaniye'yi yaparken öğle paydosunda zamanın vezirlerinden biri gelip bir hamam,köprü vs. yaptıracağını ve mimarı olmasını istediğini söyler. Koca mimarın işi başından aşkındır ama, rica edildi diye geleni kıramaz. çıraklarına seslenir getirin ordan bana bir peçete diye, istenilen hamamın, köprünün vs. planını peçeteye çizdirip vezire verir, sonra der ki; "git Eyüp'te Arnavut Iskender ustayı bul, selamımı söyle, ve bu peçeteyi ona ver, hamamını yapar senin" ...

Mimar Sinan, memleketinde ve görduğu yabancı ülkelerde dört degişik mimari gelenekle karşılaşmıştı: Selçuklu, Arap, Bizans ve Rodos'taki ortaçag yapıları, bunlar içinde özellikle Bizans mimarisi onu çok ilgilendirmişti, özellikle saray baş mimarlığına getirildikten sonra, Bizans kubbe konstrüksiyonlarıyla hesaplaşmaya girişmiş ve kubbe inşaası konusuna dikkatle eğilmiştir.

Sinan, Bizans etkilerini osmanlı geleneğiyle uzlaştırarak iç mekan denemelerini geliştirmistir. Çoğunlukla, merkezi simetriyi hedeflemiştir ve ceşitli yollardan geçerek bu hedefe ulaşmaya çalışmıştır.  Osmanlı mimarisi geleneğindeki kristal gibi işleme tekniğini benimsemiştir. İleriki aşamada, söz konusu tekniği kubbe - yarım kubbe geçişlerinde kullanarak iç mekanlarda eşsiz bir bütünlük sağlamıştır.

Mimar Sinan Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a getirildi... zeki, genç ve dinamik olduğu için seçilenler arasındaydı. Sinan, At Meydanı’ndaki saraya verilen çocuklar içinde mimarlığa özendi, vatanın bağlarında ve bahçelerinde su yolları yapmak, kemerler meydana getirmek istedi. Devrinin mahir ustaları mahiyetinde han, çeşme ve türbe inşaatında çalıştı. 1514’te Çaldıran, 1517’de Mısır seferlerine katıldı. Kanunî Sultan Süleyman zamanında yeniçeri oldu ve 1521’de Belgrad, 1522’de Rodos seferinde bulunarak atlı sekban oldu. 1526’da katıldığı Mohaç Meydan Muharebesinden sonra sırası ile acemi oğlanlar yayabaşılığı, kapı yayabaşılığı ve zenberekçibaşılığa yükseldi.

                                                                                                                                                                                   

1532’de Alman, 1534’de Tebriz ve Bağdat seferlerinden dönüşte “Haseki” rütbesi aldı. Bağdat seferinde Van Kalesi Muhasarasında, göl üzerinde nakliyat yapan kalyonlara top yerleştirdi.

Korfu, Pulya (1537) ve Moldovya (1538) seferlerine katılan Mimar Sinan, Moldovya (Kara Buğdan) seferinde Prut nehri üzerine onüç günde kurduğu köprü ile Kanunî Sultan Süleyman’ın takdirini kazandı. Aynı sene başmimarlığa yükseldi.

Mimar Sinan, katıldığı seferlerde Suriye, Mısır, Irak, İran, Balkanlar, Viyana’ya kadar Güney Avrupa’yı görüp mimari eserleri inceledi ve kendisi de birçok eser verdi. İstanbul’da devrin en meşhur mimarları ile Bayezid Camii’nin ustası Mimar Hayreddin ile tanıştı.

Yine Bazı Eserleri
Sinan’ın mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar Halep’de Hüsreviye Külliyesi, Gebze’de Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesi’dir.

Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, O’nun sanatının gelişmesini gösteren basamaklar gibidir. Bunların ilki, Şehzadebaşı Camii ve Külliyesidir. Külliyede ayrıca imaret, tabhane (mutfak), kervansaray ve bir sokak ile ayrılmış medrese bulunmaktadır.

Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. Yirmiyedi metre çapındaki büyük kubbe, zeminden itibaren tedricen yükselen binanın üzerine gayet nisbetli ve ahenkli bir şekilde oturtulmuştur. Sükûnet ve asaleti ifade eden bu sade ve ahenkli görünüşü ile Süleymaniye Camii, olgunlaşmış bir mimariyi temsil etmektedir.Sekiz ayrı binadan meydana gelen Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Fatih’ten sonra şehrin ikinci üniversitesi olmuştur.

Mimar Sinan’ın en güzel eseri, seksen yaşında yaptığı Edirne Selimiye Camii’dir. Selimiye’nin kubbesi, Ayasofya kubbesinden daha yüksek ve derindir. 31,50 metre çapındaki kubbe, sekizgen şeklindeki gövde üzerine oturmuştur. Üç şerefeli ince minarelerine üç kişi aynı anda birbirini görmeden çıkabilmektedir.Sinan bu camiin ustalık eseri olduğunu ve bütün sanatını Selimiye’de gösterdiğini belirtmektedir.

Mimar Sinan, gördüğü bütün eserleri büyük bir dikkatle incelemiş, fakat hiçbirini aynen taklid etmeyip, sanatını devamlı geliştirmiş ve yenilemiştir. Eserlerindeki sütunlar, duvarlar ve diğer kısımlar taşıdıkları yüke mukavemet edebilecek miktardan daha kalın değildir. Kullandığı bütün mimari unsurlarda bu hesap dikkati çeker.

Mimar Sinan aynı zamanda bir şehircilik uzmanıdır. Yapacağı eserin, önce çevresini tanzim ederdi. Yer seçiminde de büyük başarı göstermiş ve eserlerini, çevresine en uygun tarzda yerleştirmiştir.

Mimar Sinan 92 cami, 52 mescit, 55 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 6 su yolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 365 eser vermiştir.

to Top of Page