Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Kırkpınar Güreşleri
Nevruz Bayramı
Alevilik
Hacı Bektaş Veli
Askerlik
Yunus Emre
Mevlana
Osmanlı Padişahları
Kanuni'nin Metupu
Aşıklık Geleneği
Aşık Tekke Edebiyatı
Pir Sultan Abdal
Köroğlu
Destanlar
M. Kemal Atatürk
Gelenek - Görenekler
Kültürel Takvimler
Nazar ve Büyü
Batıl inançlar
Rüya Nedir
Cin ve Peri Nedir
Halk Müzigi
Sünnet Nedir
Nasrettin Hoca
Kültür Nedir
Sanat
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri

Yunus Emre,

 

Ozanlığı ile, düşünceleri ile, Anadolu'da Türklüğün tasavvuf'a yönelmesinde büyük rolü olan halk şairimizdir Yunus Emre. Anadolu Selçuklu Devletinin en buhranlı dönemlerinden sayılan 1240-41 yıllarında Eskişehir'in Mihalıçık ilçesine bağlı Sarıköy yöresinde doğmuştur, özellikle arı duru Türkçesi ile Türk varlığının kültür ve medeniyetini yüzyıllarca diri tutarak her nesile yeniden bir ulus olma bilincini aşılamış bir Türkmen dervişi, aynı zamanda Türk dilini harika şekilde kullanan bir felsefe adamıdır Yunus Emre... "sufilere sohbet gerek, ahilere ahiret gerek, mecnunlara leyla gerek, bana seni gerek seni" benim için en önemli dizelerinden biridir.

Tasavvuf edebiyatını oldukça zenginleştiren Yunus'u iyi anlamak açsından yola çıkarak not etmek gerekirse, tasavvuf felsefesinin bize özgülüğü bir yana bırakılırsa, felsefesinin altındaki en temel görüş, tanrının birliği prensibi ve bunun ontolojik statüsüdür, buna göre gerçek bir, yada birin gerçekliği tanrıdır, o varlığın ta kendisidir, evrendeki her varlık, aslında kendi yeteneğinin izin verdiği ölçüde onu yansıtmaktadır, evrenin yaratılışı onun kendi içine kapalı bir "hazine olmaktan çıkarak, bilinmeyi arzu edişi" ile alakalıdır, bu görüşe vahdet-i vücûd adı verilir. Böyle bir görüşün, bir tür panteizm (kamu tanrıcılık) -şeklinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Bazıları ise, buna panteizm yerine "panentheism" yani: (her şey tanrıcalık'tan) demeyi tercih etmektedirler, öte yandan metafizik görüşlerden yola çıkan Yunus, platon'un idesi yerine sevgi, özellikle de insan sevgisini koymakla felsefi boyutu terkeder görünmektedir. Ne yazıkki bazilarıda bunu, Yunus'un tasavvuf edebiyatını küçümseme anlaminda söyler.

Aynı zamanda Yunus Emre anadolu'da yaşamış özgür bir mutasavvıftır. Yunus'un ve Hacı Bektaş'ın ölümünden sonra kurulan Bektaşı tarikatları, şiirlerinde bektaşiliğin felsefesine ve ilkelerine yer veren Yunus'a sahip çıkmışlardır. Kendisinden sonra yaşayan Kaygusuz Abdal bile, kendisinden önceki şairlerden etkilenmiştir, özellikle Yunus’ tan. Kaygusuz Abdal bilindiği gibi Bektaşi’ler için en önemli ermişlerdendir, ve aşık Yunus gibi Bektaşi ozanlar, Yunu'un ölümünden yüzyıllar sonra bile Yunus adını kullanan anadolu ozanları üzerinde derin tesirleri olmuştur, şiirlerinde kullandığı en anlamlı sözcüklerden biride maneviyatı ve ruhu simgeleyen "can" kelimesidir

"Ölür ise, ten ölür, canlar ölesi değil", şiirlerinde sami kökenli olan cennet, cehennem ve Allah kelimeleri yerine Türkçe kökenli olan uçmak, tamu ve çalap kelimelerini kullanmıştır. Ahiret hayatından anladıkları sadece cennet ve sonsuz rahatlık olan insanları çok güzel uyarmıştır, ve ölümün aslında "bu dünyada huzursuzluk çeken ruhun tanrıya kavuşması" olduğunu ve kendisinin de tanrısına kavuşmaktan başka bir şeyi amaçlamadığını, "cennet, cennet dedikleri bir ev ile birkaç huri, isteyene ver onları... bana seni gerek seni" diyerek özetleyivermiştir. Tasavvuf felsefesini anlattığı dörtlüğünden çıkan sonuç ise şudur: "gönül yaradanın tahtıdır" çünkü Allah kendisini gönülde göstermiştir, kimsenin gönlünü kırmamak gerekir, gönül yıkanlar iki dünyada'da bedbaht olacaklardır.
Ağlayan, ve yerlerde şeyhi'nin ayak dibinde bir ömür boyu geçirecek kadar gururunu faziletinin önüne sermiş bir yiğittir Yunus... o bir aşk adamı, o bir âşık, Yunus bir Emre'dir.

                                                                                                                                                                                             

to Top of Page