Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Satanizme dikkat...
Ölüm Anında Neler...
İlkel Televizyonlar
Aya Gidildi mi?
Yıldırım gibi Şimşek
Renk Özellikleri
Fotoğraf Çekimi
Tek Hücreden İnsana
Masonluk Nedir
Deyyusu Ekber
Yobazlık
Gerçek Aydın Kimdir
Area 51
Dr. Mehmet Öz
Çocuklarda Cinsellik
Tarla Figürleri
Ateşli Silahlar
 Dia Show Silahlar
Silah Resimleri
Tüfekler
Tabancalar Tüfekler
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Sanat
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri
   

 

 

 

Yıldırım nedir ve nasıl düşüyor?

Gökyüzünde yılda 3 milyar şimşek veya yıldırım oluşmaktadır. Bir diğer deyişle yılın herhangi bir zamanında dünyanın üstünde 2000 yıldırım bulutu vardır ve dünyamıza her saniyede 100 yıldırım düşmektedir. Güçlü bir fırtına, Hiroşima'ya atılan Atom bombasından 100 kat daha fazla enerji açığa çıkarmaktadır. Kim bilir?.. Belki bir gün gelecek yıldırımları da enerji kaynağı olarak kullanmayı öğreneceğiz.
Bu gök olayı insanlığın ilk tarihinden itibaren ilahi bir işaret olarak görülmüştür. Yıldırım düşmesi insanlar için tehlikeli olmasına rağmen insan yaşamına faydası da vardır. Yıldırımlar yeryüzündeki bitkiler için faydalı Maddeler olan nitratlar ve oksijenin de yeryüzüne inmesine neden olurlar. Her şey güneş ışıkları ile yeryüzünde ısınan havanın yükselmesi ile başlıyor. Tabii içinde buharlaşan suyu da yukarı taşıyarak. Bu yükselen hava yaklaşık 2-3 kilometreye ulaşınca havanın soğuk katmanlarına rast geliyor. Soğuk havalarda nefes verince nefesimiz nasıl buharlaşıyorsa aynen o şekilde buharlaşıyor ve gördüğümüz bulutu oluşturuyor. Bu bulutlar daha sonra hava akımları ile 10.000 metreye kadar tırmanabiliyorlar.

Aslı tam bilinememesine rağmen bulutların bu yükselişleri sırasında içlerinde oluşan buz kristallerinin birbirlerine sürtünerek bir statik elektrik enerjisi açığa çıkardıkları öne sürülüyor. Bu elektrik enerjisi bulutların üst katmanlarında pozitif(+), alt katmanlarında ise negatif(-) yüklü olarak birikiyor. Bulutun içindeki yük havayı iyonize edecek güce ulaştığında çarpışma sonucu şimşek oluşuyor.
Yağmur bulutlarının alt yüzeylerindeki büyük negatif yük içindeki elektronları iterek orayı da pozitif yüklü hale getiriyor ve bu yük saniyede 1000 kilometre hızla toprağa iniyor, yani kısa devre yapıyor. Yıldırımın bu andaki ısısı 30.000 derece olup güneşin yüzeyindeki ısının 5 katı kadardır.

Yıldırım düşerken çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Yerden de buluta doğru bir boşalma oluyor. Yerden 100 metre yükseklikte bu iki akım birleşiyor ve iletkenliği çok fazla olan bir koridor oluşuyor. İşte bundan sonra yıldırımı hiçbir şey durduramaz, pozitif yük hızla buluta doğru onu nötr hale getirmek için yükselir. Aslında yıldırımın havadan yere mi, yoksa yerden havaya mı oluştuğunu yaratan soru bu. Bu koridordan yerden göğe doğru neredeyse ışık hızının üçte biri hızla yükselen akım yıldırımın göze gelen şiddetli ışığını da yaratır. Ardından yine yukardan yere iner ve iki taraf arasındaki potansiyel farkı sıfırlanana kadar bu olay 10-12 kez tekrarlanabilir.

Yıldırımdan korunmak... dünyada saniyede 100, bir günde de 8 milyon civarinda yıldırım oluşmaktadır.Bir yıl içinde bir kişinin yıldırım tarafından çarpılma olasılığı 1/600,000.dir. Kamuoyunda yıldırımın oluşumu ve yıldırımdan korunma konusunda yerleşmiş çok eksik ve yanlış olan bilgilerin de düzeltilmesi gerekmektedir. Yıldırım, kurbanlarını daha çok tarlada çalışırken, ata binerken, bisiklet sürerken, dağa tırmanırken, dışarda oynarken, balık tutarken, agaç altında dururken, çobanlık yaparken, normal telefonla konuşurken, banyodayken, yüzerken veya küçük teknelerle denize açılmışken yakalamaktadır.

Kış aylarında kar yağarken şimşek yıldırım ve gök gürültüsü nadiren olur. Yıldırım ve gök gürültüsü en çok yaz aylarında hava ılık ve nemli iken yükselen havanın etkisiyle meydana gelir. Kış aylarında havanın alçak ve yüksek kısımları arasında ısı farkı az alçak seviyelerde ise nem de fazla olduğundan şimşek yıldırım ve sonucunda gök gürültüsü olayı daha az görülür. Şimşek veya yıldırım etraflarındaki havayı saniyenin milyonda biri kadar bir sürede 30.000 dereceye kadar ısıtırlar. Isınan bu hava aniden genişler. Normal Atmosfer basıncının neredeyse 100 misli bir basınçla ses hızından çok hızlı ses dalgaları yayar. Bu aynen ses hızını geçen uçaklarda olduğu gibi kulağımıza bir nevi patlama sesi olarak ulaşır. Buna gök gürlemesi diyoruz.

Şimşek de yıldırım da tek bir olay değil bir seri olayın birleşimidirler. Yıldırımın ilk çakışından sonraki yukarı doğru olan dönüş çakışında elektrik akımı daha güçlü olduğundan kulağımıza gelen ikinci ses birincisinden güçlüdür. Yıldırım veya şimşeğin görülmesi ile gök gürlemesinin duyulması arasında geçen süre saniye olarak ölçülür ve üçe bölünürse uzaklık kilometre olarak bulunabilir. Çünkü gök gürültüsünün sesi bize ses hızı ile ulaşırken şimşek ve yıldırımın görüntüsü gözümüze ışık hızıyla ulaşır. Gök gürlemesi normal şartlarda 24 kilometreden daha fazla mesafelerden işitilmezBu tip havanın görüldüğü zamanlarda metalden yapılmış çitlerden uzak durulmalı, silâh ve diğer metal cisimler taşınmamalıdır.

Şimşekli havalarda alçak binalara sığınılmak, bu olmadığı takdirde yük­sek yapılardan uzak durulmalıdır. Açık alanda bulunuluyorsa, çömelerek başı mümkün olduğunca aşağı­da tutmalı, ancak yere kesinlikle uzanılmamalıdır. Genellikle yıldırımın düş­tüğü yerin yakın çevresinde yoğun elektrik yükü bulunduğundan, yüzey akımı vücuda girerek ciddî zararlar doğurabilir. Şimşekli gök gürültülü havalarda saçlar dikleşmeye ya da deri karınca­lanmaya başlamışsa, bu belirtilerin, yıldırıma neden olabilecek elektrik akımı­nın etkisi sonucu olabileceği dikkate alınmalı ve hemen bulunulan noktadan uzaklaşın.Yıldırımın çarptığı insanların genellikle bilinçleri kaybolur ve solunumla­rı durur. Böyle durumlarda onlara kalp masajı uygulanmalıdır.

Yıldırımın çarptığı kişiler, maruz kaldıkları şok dalgası yüzünden metre­lerce ileriye savrulabilir, giysileri parçalanabilir. Giysilerin âni ısınması ve geniş­lemesi onların patlamasına, parçalanmasına neden olabilir. Derinin sıcak havayla anlık teması, yanıklara neden olabildiğinden acil tıbbî müdahale yapılması gerekebilir.Yerleşim merkezlerindeki yüksek yapılara ve yüksek gerilim hattı direk­lerine, elektrik yükünü yerde bulunan bir levhaya aktaran paratonerler (yıldı­rımsavarlar) konulmalıdır.
Yerleşim birimlerine ve orman alanlarına, yaklaşan şimşekli yıldırımlı fır­tınaları haber veren otomatik yıldırım belirleme sistemleri ağı kurulmalıdır.Su iyi bir iletken olduğu için, bu gibi havalarda su kütlelerinden uzak du­rulmalıdır. Elektrik, ıslak tekerleklerden yere aktığından, araçların içi güvenlidir. Bu­nun için kritik havalarda araç içine sığınmak iyi bir korunma yoludur.

Sıcak hava, soğuk havadan daha iyi bir iletkendir. Onun için yıldırımlar, bacalara daha sık düşmektedir. Bu durum dikkate alınarak, gök gürültülü sağa­nak yağışların görüldüğü fırtınalarda bacalardan uzak durulmalıdır.Yıldırımın aynı yere iki defa düşmeyeceği şeklinde yanlış bir kanı vardır. Örneğin, Newyork'daki Empire State binasına 15 dakikada 15 kez yıldırım düş­müştür. Yine ABD'nin Virginia eyaletindeki bir park bekçisini 1942-1977 yılları arasında 7 kez yıldırm çarpmıştır. Bu durumun da göz önünde bulundurularak yanılgıya düşülmemesi ve yine gerekli önlemlerinalınması gerekir.

Gökkuşağı

Gökkuşağının oluşumu yağmurlu havada güneş ışıklarının su damlasının yoğun olduğu bulutlara yansımasından meydana gelir... Atalarımız gökkuşağından çok korkarlardı. Hatta çocukulğumuzda dışarda oynarken gök kuşağı altından geçmenin insan üzerinde bir takım etkiler yaratacağı bizlere anlatılırdı... bazılarımız ebem kuşağı derdi buna. Onu Tanrıların elçilerinin geçmesi için yapılmış bir köprü olarak görüyorlardı. Yağmur ve güneş ile ilişkisi ilk olarak milattan önce 310 yıllarında Arist Oteles tarafından ileri sürüldü. Günümüzde ise bir sır olmaktan çıktı.

Altından geçenin cinsiyetinin değişeceği veya yere değdiği noktada bir küp altın gömülü olduğu lafları sadece şakalarda kullanılıyor. Zaten gökyüzünde sabit bir gökkuşağı oluşmuyor. Herkesin bakış yönüne göre gördüğü gökkuşağı farklı yerde oluyor. Gökkuşağının görüldüğü yere doğru gidilince görülebildiği sürece kişiye hep aynı mesafede kalıyor. Hatta bir uçak yolculuğumda gökkuşağını neredeyse tam yuvarlak olduğunu bizzat gözlerimle görmuştüm.

Gökyüzünde gökkuşağı gördüğünüz vakit biliniz ki o yağmur damlalarından oluşmaktadır ama güneş kesinlikle arkanızdadır. Güneşin paralel ışınları başınızın üstünden geçerek yağmur damlalarına çarparlar. Yağmur damlaları burada ışığı renklerine ayıracak bir prizma görevi görürler. Sarı gibi görünmesine rağmen güneş ışığı aslında beyazdır ve bütün renkler onun içindedir... Yağmur damlasının içine girince kırmızı turuncu sarı yeşil mavi lacivert ve mor renklere ayrışır. Mor renk çemberin içinde... kırmızı ise en dışındadır.

Yağmur damlası çocukken oynadığımız misket veya bilye gibi küresel saydam bir şekildedir. Güneş ışığı bu kendi tarafındaki yüzeyinden doğrudan içine girer. İçinde renklere ayrışır ve kürenin arka duvarına vurarak gerisin geriye yansır. Işığın damlanın ön yüzünden değil de arka yüzünden yansımasının nedeni iç bükey dış bükey mercek özelliklerindendir. Ayrışmış renkler iç bükey arka yüzden çeşitli açılarda yansımaları sonucu gözümüze sırayla dizili renklerden oluşmuş bir bant şeklinde görünüyorlar. Gökkuşağını görebilmek için Güneş biz ve yağmur damlaları muhakkak belirli bir açıda dizilmek zorundayız. Ama daha önemlisi milyonlarca yağmur damlasından yansıyan ışınların gözümüze geliş açıları mutlaka aynı olmalıdır ki biz gökkuşağını görebilelim.

Yağmur damlalarından yansıyan ışınların gözümüzde odaklaşabilmeleri için bir daire şeklinde dizilmiş olmaları gerekir. Aslında o bölgedeki bütün yağmur damlaları gelen ışığı renklere ayrıştırarak yansıtırlar, ama sadece bir yarım daire içinde olan yağmur damlalarından yansıyanlar gözümüze odaklaşırlar. Biz de sadece o yağmur damlalarından gözümüze gelen renklerine ayrılmış ışınları görebildiğimizden gökkuşağını da yarım daire şeklinde görürüz. Bazen bir uçaktan veya yüksek bir dağdan baktığımızda gökkuşağını tam daire şeklinde görmemiz de mümkün olabilmektedir.

Güneş ne kadar yüksekse gökkuşağı dairesi de o kadar aşağı iner... Bunun için yedi renkli gökkuşağına sabah ve akşam yağışlarından sonra daha çok rastlanır. Genellikle fark edilmez ama gökkuşağı daima içice iki halkadan oluşur. İkinci kuşak pek dikkat çekmez... bir ikinci zayıf kuşağın daha bulunmasının nedeni bazı güneş ışıklarının su damlasının iç yüzeyine bir kez değil iki kez çarpmalarıdır. Böylece parlaklıklarını yitiren ışıklardan oluşan ikinci gökkuşağı zar zor görülür. Birinci kuşakta kırmızı renk şeridin en dışında iken ikinci kuşakta en içtedir. Diğer renklerin sıralamaları da terstir
                                                                                                                                                     

to Top of Page