Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Kırkpınar Güreşleri
Nevruz Bayramı
Alevilik
Hacı Bektaş Veli
Askerlik
Yunus Emre
Mevlana
Osmanlı Padişahları
Kanuni'nin Metupu
Aşıklık Geleneği
Aşık Tekke Edebiyatı
Pir Sultan Abdal
Köroğlu
Destanlar
M. Kemal Atatürk
Gelenek - Görenekler
Kültürel Takvimler
Nazar ve Büyü
Batıl inançlar
Rüya Nedir
Cin ve Peri Nedir
Halk Müzigi
Sünnet Nedir
Nasrettin Hoca
Kültür Nedir
Sanat
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri

 Alevilik nedir,

 

Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan...

Hz. Ali’nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine, mezhebe, inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline, diline, beline sahip olma ilkelerini şart koşan inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik, demokrat, eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kuralllarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine göre ve sunni inancın dışında yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı kamil  ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen, Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen varlık Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hemde irfanlığın mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini teberra ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve bütün bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir.

Alevilik  Aleviler  için üst kavramı, Bektaşilik ve Kızılbaşlık ise alt kavramları oluşturur. Alevilikte Allah'tan başka Tanrı Yoktur.  Avrupa Birliği raporları Türkiye de 15 - 20 milyon civarında Alevi vatandaş olduğunu savunur.

Alevilik Türkiye'de sünnilik'ten sonra en fazla mensubu olan ikinci inanç sistemidir... Türkiye'de en çok Alevi yerleşimi yaklaşık 540 Alevi köyü ile Sivas ilindendir. Ardından da Erzincan, Tunceli, Malatya, Bingöl ve Erzurum illeri gelmektedir. Türkiye'de Alivelerin büyük çoğunluğu etnik Kürt'tür diyenlerde var... bu kesinlikle doğru değildir... öte yandan Alevilik, Türkiye'de farklı etnik gruplar tarafından da benimsenmektedir. Bazı Alevi vatandaşlar zamanında çok ezildikleri için şimdi asıllarını inkar etmiyorlar... bana kalırsa Türkiye'nin en aydın insanları arasında çoğunluk Alevi kökenlidir.

Aleviler, Muhammed in son Peygamber olduğuna, Ali'nin ise Veliliğine (ya da İmamlığına) inanırlar. Türk Alevileri, ibadetlerini cem evinde yaparlar. Kadir Gecesi 'ni bağlayan günlerde üç gün ve Muharrem ayında ise 10 ila 12 gün oruç tutarlar. Muharrem'den sonra da üç gün Hızır Orucu tutarlar. Muharrem orucundan evvel 3 gün Masumu Paklar orucunu tutarlar.

Anadolu Aleviliği, Kızılbaşlık, İran Şii Aleviliği ile Afgan İbrahimi Alevi'liğin ortak yanları olsa da, farklı tarafları da bulunmaktadır. Kızılbaşlık Islamiyeten önceleri bir yaşam tarzidir sonradan Alevi kelimesiyle değiştirilmiştir.

Dört Kapı Kırk Makam' İnancı

Alevi deyimi, "Ali taraftarı" veya "Ali yandaşı" anlamında kullanılmaktadır. Alevi deyimi "Ali kelimesine arapça nispet eki olan i getirilmesiyle oluşturulur. Sonu ünlü ile bittiği için Alevî biçimini alır." Alevi kelimesi türkcedir ve Ali-evi anlamına gelir.

Cem

Cem Kizilbaslarin toplu halde ettikleri ibadetin adıdır. Kavram olarak Cem Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme manasına gelmektedir. Türk Alevilerinde cemde bulunan bir kişi başka bir kişiye dargınsa, bu iki kişinin dargınlıkları giderilmeden, barışmaları sağlanmadan Cem’e başlanmaz. Alevilerin toplu anlamda temel ibadeti olan Cem, bir Dede/Şeyh´nin gözetiminde, önderliğinde yerine getirilir. Cem ibadetine,düşkün kimseler giremez.

Cemevi

Alevilerin ibadet ettiği yere “toplanma” anlamında “cemevi” denir; bir olma, bütünleşme yeri, Yaratan’la bir olma, bütünleşme anlamındadır. Cem herhangi bir yerde yapılabilir. Evde ya da temiz olan her yerde yapılabilir. Önmeli olan Allah'a sığınmak ve ibadet etmektir. Cemevi ise sadece ibadet amaçlı kullanılmıyor, Cemevleri, salt tapınma maksadı ile kullanılmamış ve kullanılmamaktadır. Türk Alevi topluluğunun tapınma gereksinimi dışında toplumsal, bireysel sorunların çözüme kavuşturulduğu bir meclis işlevi de görmüş ve görmektedir.

Dede

Dede,Türk Alevi toplumunun inançsal önderidir. Ehlibeyt başka deyişle 12 İmam soyundan gelinmesi esastır. Dedelik ise kendine has bir is yapısı / hiyerarşisi bulunan bir kurumdur. Her Alevinin bir dedesi vardır. Her dedenin de bir dedesi (mürşidi) vardır. Talibin davranışlarından (inanç anlamında) dede sorumludur. Dede talipleri eğiten, yol gösterendir.Dede taliplerin bütün düşünsel, manevi sorunlarına çözüm, sorularına cevap getiren kişidir.

Dedelik kurumunun kendisine özgü bir yapılanması var. Bu yapılanma (mürşit-rehber bağlamında) gereği her dede ayni zamanda başka bir dedenin talibidir. Nasıl ki talip bir yanlışa düştüğünde ya da hata yaptığında dedesine sığınıyorsa, ayni şekilde dede de talibi olduğu dedesine (mürşidine) sığınıyor.

Duaz ve deyiş...

Duaz, Duazdeh'in kısaltılmış halidir. Duazdeh Farsça olup oniki (12) anlamına gelmektedir.Duaz, cem âyinlerinde söylenen ve Oniki İmamlar'ın adlarının geçtiği deyişlerdir. Bazen dua olarak da nitelendirilirler. Bu deyişlerde ayrıca Oniki İmamlar'ın yanı sıra başta Peygamber ve Hacı Bektaş Veli olmak üzere Alevî ulularının adları geçmektedir.

Alevîlik ve Alevîler hakkında biraz bilgi sahibi olan kişiler için duazın, nefesin, türkünün, deyişin farklı anlamlara sahiptir.Fakat günümüz gerçekliği doğrultusunda genel bir tanım olması ve bu tanımın yaygınlaşıp kabul görmesi için Deyiş tanımı en uygun olanıdır. Deyiş Alevîliği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt adlardır. Alevilikte Duaz ve Deyişlerin ibadet dili Türkçe'dir.

Mersiye

Mersiye, bir edebiyat terimidir. Divan edebiyatında ölen bir kimsenin yiğitliğini, cömertliğini, iyiliğini, yaptıklarını övmek ve ölümünden duyulan acıyı dile getirmek için yazılan şiir türüne mersiye adı verilir. Kutsal günlerde, ölüm törenlerinde mersiye okuyan kişiye de mersiyehan denir. Mersiyeler genellikle mesnevi ve terkib-i bent nazım biçimlerinde yazılmıştır. Ünlü divan şairi Baki'nin Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümü üstüne yazdığı Kanuni Mersiyesi, bu türün en güzel örneklerindendir. 8 beyitten oluşur. Arapça ve Farsça kelimeler çok olduğundan dili ağırdır. Aruz ölçusüyle yazılmıştır.

Semah

Semah, Cemlerde deyişler eşliğinde yapılan dinsel törenin adıdır. Ulu Hünkâr Hacı Bektaşı Veli bu konuda şöyle söyler: "Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibâdeti, taliplerin maksududur. Bizim Semahımız oyuncak değil, ilahi bir sırdır. Bir kimse ki Semahı oyuncak sayar o cahildir". Semahın kaynağı Kırklar meclisine dayanır. Bu meclise gelen Muhammed’e Salmanı Farisi tarafından bir üzüm tanesi verilir ve Salmanı Farisi kendisinden bunu paylaştırmasını ister. Muhammed Cebrail’in getirdiği tabakta bu üzüm tanesini sıkar. Bunu içen Kırklar "Ya Allah" deyip Semah dönmeye başlarlar. Geçmişte sadece Cemlerde dönülen semahlar, günümüzde özüne aykırı düşmedikçe izleyiciler önünde de icra edilmektedir.

Muharrem Orucu

10 Ekim 680 de Ali'nin oğlu ve Muhammed’in torunu Hüseyin ile ailesi ve takipçileri (toplam 72 kişi) Kerbela’da öldürüldüler.Aleviler bu olayı anmak için, her yıl Muharrem Ayında 12 gün oruç tutarak yas tutarlar. Aleviler Muharrem orucu ile Hüseyin (RA)`in şahsında Ehlibeyt'e bağlılıklarını dile getirirler ve aynı zamanda zalimin zulmü olarak nitelendirdikleri bu olayı lanetlerler .
 
Türk Aleviliğinde Kutsal Günler ve Anma Günleri:
  • Muharrem Orucu
  • Aşure Günü
  • Hızır Orucu
  • Hüseyin'in katledilmesi (Kerbela Olayı)
  • 21 Mart- Ali'nin doğum günü ve Nevruz
  • Gadırhum
  • 5-6 Mayıs:Hıdırellez
  • 6-7 Haziran:Abdal Musa Anma Törenleri
  • 2 Temmuz - Sivas Katliamının yıldönümü
  • 16-18 Ağustos: Hacı Bektaş-ı Veli'yi anma törenleri

Alevilerin %60'i Türkmen, %26.10'u Kürt - Zaza,%8i Arap, kalanı da diğer etnik kökenlerden gelen kişilerden oluşuyor

Ücte biri İstanbul bölgesinde yaşayan Alevilerin daha sonra en yoğun olarak bulundukları iller Ankara, Izmir, Adana, Mersin, Bursa, Antalya, Gaziantep ve Ortadoğu Anadolu (Sivas, Tokat, Malatya, Tunceli, Erzincan, Corum, Amasya ve Kahramanmaras). Alevilere yaşadıkları yerde ne kadar zamandır bulundukları sorulduğunda, Türkiye geneline göre daha hareketli bir nüfusa sahip oldukları anlaşılıyor. Türkiye genelinde her 10 kişinin 6'sı, doğduğundan beri aynı yerde oturuyor. Halbuki bu her 10 Alevinin sadece dördü için geçerli. Diğer bir deyişle her 10 Aleviden 6'sı doğduğu yerde oturmuyor. Bazı kaynaklar, alevi nüfusunun beş milyon olduğunu savunurlar. Başka kaynaklar, alevilerin 11 milyon olduğunu savunurlar.

Dersim Alevileri

Anadoluya ilk gelen Alevilerdir. Kökenlerinin de Horasan'a ya da Deylem'e dayandigi söylenir. Aslen Türkmen kökenli olduklari söylenir, Zazaca ve Kurmanci konuşurlar. Doğu Sivas, Erzincan, Bingöl, Varto, Gümüşhane, Elazığ, Erzurum çevresi Alevilerinin ezici çoğunluğu Dersim Bölgesinden çeşitli nedenlerle göç etmek zorunda kalan Dersim Alevilerinden oluşur. İç Dersimden yapılan sürgün ve göçlerin en yoğun olduğu yer Doğu Sivas ve Batı Erzincan arasında kalan, İmranlı, Zara, Refahiye, Kangal ve Hafiğin bir bölümünü de içine alan, Kemah ve İliç Bölgesinden oluşan Kuzey Batı Dersim Koçgiri Bölgesidir.

Malatya Alevileri

Şu ana kadar resmi kaynak olmadığını düşünerek, Malatya ilinde yaşayan alevilerin nüfusu sadece oy dağılımına bakarak rakam çıkartılır. Malatyada oyların %90'i üç partiye bölünür : Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi. Türk alevilerin sadece CHP ye oy verdiğini göz önünde tutarsak, ve Bin Umut bağımsız adayın oyunun %5'i geçmemesi, Kürt alevilerin'de CHP'ye oy vermesini göstermektedir. Malatya yöresinin dağlık kesiminde yaşayan alevilerin köken olarak bakıldığında Horasan'dan geldikleri söylenebilir. Malatya bölgesinde az da olsa Kürt alevileri de vardır : Alxas, Drejan ve Parçikanlılar gibi. Akçadağ, Arapgir, Arguvan, Battalgazi, Darende, Doğanşehir, Doğanyol, Hekimhan, Kale, Kuluncak, Pötürge, Yazıhan, Yeşilyurt, Merkez

Sivas Alevileri

Şu ana kadar resmi kaynak olmadığını düşünerek, Sivas ilinde yaşayan alevilerin nüfusu sadece oy dağılımına bakarak rakam çıkartılır. Sivas'da oyların %95'i dört partiye bölünür : Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Büyük Birlik Partisi. Alevilerin sadece CHP'ye oy verdiğini göz önünde tutarsak (hele Madımak olayından sonra), nüfus dağılımı kolaylaşıyor. Sivas'ta Türkmen ve Kürt alevileri bulunmaktadır. Her iki alevi grup arasında kültürel farklılıklar bulunmaktadır. Sivas, Türkiye'de en çok Alevi köyü bulunan il'dir. Daha sonra ise Tunceli, Erzincan ve Tokat gelmektedir.

638.585 kişilik Sivas ilinde aleviler sünnilere göre azınlıktır. Ancak gerek İstanbul gerek Ankara, İzmir ve yurtdışında Almanya, Hollanda, Fransa gibi yerlerde alevi sivas'lılar, sunni sivas'lılardan daha fazladır. Sivas Alevilerinin bir bölümü Türkçe konuşur, bir bölümü ise Kürtçe ve Zazaca konuşur.

Sivas'ın bazı ilçelerinde (İmranlı, Zara, Hafik) yaşayan aleviler, Dersim bölgesinden çeşitli sebepler ve Osmanlı dönemindeki sürgün ve baskılar ile göç edip bu bölgeye yerleşmiş Kürt alevileri'dir. Doğu yöresinde genellikle Koçgiri, Şadiyan, Hizolan, Hormekan, Çarekan, Khureşan, Şeyh Hasan ve Resul, Kurmeşan, Baba Mansur, Parçikan, Dimiliyan, Avdelan gibi Dersim Aşiretleri yerleşiktir ve aşiretçilik günümüzde bu bölgede, Tunceli'de olduğu gibi, tamamen bitmiştir.

İmranlı

İlçe nüfusu 7.532'dır. İmranlı merkezin %80 sunni kökenli vatandaş'lardan oluşur. Ancak 102 köyün bulunduğu ilçe'de, 90 alevi, 2 alevi-sunni ve 10 sunni köy bulunmaktadır. İmranlı'lı alevilerinin büyük bölümü Koçgiri boyundan gelmektedirler. Asıl vatanları Orta Asya olup tamamen Türkmen'dirler. 1200'lerde Dersime yerleşdiler. Yavuz Sultan Selim bu bölgedeki Alevi'lerin İran'lılara yardım edebileceğini düşünerek, Osmanlı-İran savaşı sırasında alevilere karşı düşmanlık uygulamıştır. Bu nedenle Şaafi mezhepinden olan Kürtlere benzeyip kendilerini korumak için Kürtçenin Kurmance dilini öğrenmiş ve 1950'lere kadar Kurmance konuşmuşlardır. Şimdiki nesiller kürtçeyi unutup, büyük oranda türkçe konuşurlar.

Divriği

İlçe nüfusu 17.176'dır. İlçe merkezinde 11.980 kişi yaşamaktadır ; merkezde aleviler nüfusun %60, sünniler ise %40'ı oluşmaktadır. Divriği'de, 94 alevi, 5 alevi-sünni, 11 sünni köy bulunmaktadır. Kangal, Zara, Akıncılar, Altınyayla, Doğanşar, Gemerek, Gölova, Koyulhisar, Suşehri, Şarkışla, Ulaş, Hafik, Gürün, Merkez

Erzurum Alevileri

Bir bolümü Horasan bir bölümü de Tunceli'den göçmedir. Merkezde pek olmamalarına karşı güney ilçe ve köylerinde yaşarlar. Erzurumun , Tekman / Hınıs / Aşkale / Şenkaya / Pasinler / Çat ilçelerinde seyrek / orta yoğunlukta bulunmakla beraber Erzurum merkez ve diğer ilçelerinde de azınsanmayacak ölçüde alevi ler  mevcuttur , Dersim Alevilerinin anadili Zazaki / ( Zazaca ) olmasına rağmen cem icra edilirken azeri türkçesi / erzurum şivesi yada daha kırsaldakilerde öztürkçe ile sürdürülür ...

Sıraçlar

Sıraçlar bir Türkmen boyunun ismidir. Sıraç sözcüğü Kuran da geçmektedir.nur saçan ışık saçan yol ışık anlamlarına gelir. bu güne kadar tam türk ibadetlerini ve geleneklerini sürdürler.  Aleviler arasındaki bazı topluluklara da "sıraçlar" denmektedir. Örneğin Hubyar yöresindeki Alevi topluluklarından bazılarına "sıraçlar" denilmektedir. Sıraçlar Alevilikte "Dede" olarak adlandırılan rehbere "Baba" derler. Anadolu'nun başka bölgelerinde de "sıraçlar" olarak nitelenen Alevi toplulukları mevcuttur.

Çepniler

Çepniler Aleviliği seçen ilk Türkmen boylarından biridir. Eski bir çepni yerleşimi olan Görelenin eski adı ise Eleviye'dir. Karadeniz çepnileri bugün ezici olarak Sünnidirler, Sünnileşmişlerdir tarihi süreç içerisinde. Sünni çepniler Trabzon, Ordu ve Giresundan başlayarak bu bölge ve çevresinde yerleşiktirler. Sünnileşmeleri Osmanlı Alevi çatışmaları ile başlamıştır.Cumhuriyetten sonra da pek çok çepni köyü sünnileşmiştir. Aleviliğini bırakmayan çepniler ise daha çok Balıkesir, Manisa, İzmir, Çanakkale, Burdur, Gaziantep gibi illerde yerleşiktirler. Çepniler Hacı Bektaşi Velinin ilk müritliğini yapan Türkmen Aşiretidir. Tokat, Çorum, Amasya gibi illerdeki Alevi köyleri de çepnidir.

Tahtacılar

Eskiden orman işleriyle uğraşan göçebe Türkmen aşiretidir, Tamamı Alevidir. Bugün çoğu Tahtacı yerleşiktir. Kazdağları Tahtacı Türkmenlerinin merkezidir. Ancak Gaziantep'e kadar uzanan kıyı hattında, Toroslar'da ve özellikle Ege Bölgesinde pek çok Tahtacı köyü vardır.

Balkan Alevileri

Osmanlı devletinin kuruluşundan önce Deliorman ve Dobruca bölgelerine Seyyid Sarı Saltuk önderliğinde Alevi-Türkmenler yerleşmişlerdir,Osmanlı devletinin kuruluşundan sonrada yine aynı bölgelere gönüllü Alevi yerleşimleri ve isyana katılan Alevilerin sürgünleri gerçekleşmiştir.Deliorman ve Dobrucada 2.Mahmud'dan önce hemen hemen tüm Türk köyleri Alevi-Bektaşi ve Bedreddini iken, 2.Mahmud'un Bektaşi tekkelerine Nakşibendi şeyhleri atamasıyla ve kuzeyden gelen Sünni-Tatar göçleriyle Sünnilik yayılmıştır.Günümüzde Bulgaristanın bu iki bölgesinde Aleviler halen oldukça etkindirler,bölge Sünnileride Nakşi-Bektaşisi olduklarından kültürel bir ayrışma ve farklılık görülmemektedir.Hatta Sünniler ve Bektaşiler sorunsuz bir şekilde yaşarken, Hacı Bektaş-ı Veli'nin yoluna bağlanmayan ve kendilerini diğer Türklerden ayrı gören,kendilerine Kızılbaş diyen birkaç köy vardır.

Yani Anadoludaki Kızılbaş - Bektaşi özdeşleşmesi Bulgaristan ve Romanya'da yoktur, hatta Bektaşi ve Kızılbaşların aralarında hiçbir ilişki bulunmaz. Balkanlarda yasayan ve kendilerini Kizilbas olarak tanimlayan insanlarin tamami Türkçe konuşur ve kendilerini Türk sayarlar. Ayrıca Makedonya ve Kosova taraflarında da Arnavut kökenli Bektaşi inancına ait gruplar bulunmaktadır. Bu gruplar Bulgaristan,Yunanistan ve Romanyadaki Türkmen Alevileriyle aynı geçmişe sahip değildirler,Arnavut, Sırp, Makedon devşirmesi olan Yeniçeriler Hristiyan ailelerinden toplanıp Bektaşi tekkelerinde yetişiyorlardı,emekli olup memleketlerine döndüklerinde ise buralarda Bektaşiliği yaydılar ve tekkelerin başında bulundular.Arnavut,Boşnak ve Makedon Bektaşileri,Türkmen kökenli olmadıklarından Alevi-Bektaşi değil yalnızca Bektaşidirler yani Beloğlu diye tarif edilmezler.

Ali bin Ebu Talib betimlemesi. Alevi İslam inancında Ali'nin çok özel bir yeri vardır ve Alevi-Şii amentüsünde bulunan imamet anlayışına göre Muhammed öldüğünde yerine imam olması gereken kişi Ali'dir ve imamet Ali'nin soyundan devam eder.
Alevîlik'te ve Şiîlik'te önemli bir yere sahip olan Zülfikar isimli kılıcın temsîlî bir resmi.
 
Dört Kapı Kırk Makam şeklindeki kâmil insan olma ilkelerini Hacı Bektaş-ı Velî’nin tespit ettiğine inanılır. Hacı Bektaş, "Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur" demiştir.Dört Kapı şunlardır. 
  • Şeriat
  • Tarîkat
  • Mârifet ve
  • Hakîkat

Her kapının on makâmı vardır.

Şeriat kapısının makamları:
 

  1. islamın beş şartı,
  2. İlim öğrenmek,
  3. İbâdet etmek,
  4. Haramdan uzaklaşmak,
  5. Ailesine faydalı olmak,
  6. Çevreye zarar vermemek,
  7. Peygamberin emirlerine uymak,
  8. Şefkatli olmak,
  9. Temiz olmak ve
  10. Yaramaz işlerden sakınmak.

Tarikat kapısının makamları:

  1. Tövbe etmek,
  2. Mürşidin ögütlerine uymak,
  3. Temiz giyinmek,
  4. İyilik yolunda savaşmak,
  5. Hizmet etmeyi sevmek,
  6. Haksızlıktan korkmak,
  7. Ümitsizliğe düşmemek,
  8. İbret almak,
  9. Nîmet dağıtmak,
  10. Özünü fakir görmek

Marifet kapısının makamları:

  1. Edepli olmak,
  2. Bencillik, kin ve garezden uzak olmak,
  3. Perhizkârlık,
  4. Sabır ve kanaat,
  5. Haya,
  6. Cömertlik,
  7. İlim,
  8. Hoşgörü,
  9. Özünü bilmek,
  10. Ariflik.

Hakikat kapısının makamları:

  1. Alçakgönüllü olmak,
  2. Kimsenin ayıbını görmemek,
  3. Yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek,
  4. Allah’ın her yarattığını sevmek,
  5. Tüm insanları bir görmek,
  6. Birliğe yönelmek ve yöneltmek,
  7. Gerçeği gizlememek,
  8. Mânâyı bilmek,
  9. Tanrısal sırrı öğrenmek ve
  10. Tanrısal varlığa ulaşmak.

                                                                                                                                           

to Top of Page