Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Sanat
Bilim ve teknoloji
Kanser Nedir
DNA Sırları
Enerji ve Atomlar
Gezegenler
Evren ve Biz
Galaksiler
Maymun Teorisi
Elmas Taşı
Dev kamyonlar
Nükleer Enerji
Atom Nedir?
Telefon ve Radyo
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri
      

 

 

 

 

 

DNA 'nın yapısı... 

Geçtiğimiz yüzyılda bilim adamları hücrenin çekirdeğine kadar girdiler, küçücük bir zerrede en büyük kumanda merkezinin varlığını anladılar. ' DEOKSİRİBONÜKLEİK ASİT ' ismini alan ve DNA ile gösterilen bir madde keşfettiler. DNA bir teybin bandı veya bir bobin gibidir. Üzerinde hayat kanunlarının tesbit edildiği sırlar ile dolu bir moleküldür. Daha evvel mikroskopla hücrenin çekirdeğinde bir kolyenin boncukları gibi dizilmiş yumaklar görünmüştü, cinsiyet hücrelerinde kalıtım olarak gördükleri bu yumaklar açık seçik değildi... elektro mikroskop keşfedilince bir zerreyi bir bahçe kadar büyütme imkanı doğdu.

Böylece iyice anlaşılmayan hücre hakkında somut bilgilere ulaşıldı... hücrenin çekirdeği çok küçüktür fakat orda koca bir sanat eserinin varlığı anlaşıldı, atomlar birer boncuk gibi ilimle, ölçüyle dizilmiş bir yay şeklindeki DNA molekülünü meydana getirmiştir. DNA molekülündeki atomlar cansız ve şuursuzdur, fakat onlar öyle bir özveriyle yerleştirilmiş ve öyle bir hareket verilmiş ki, adeta hayatın kaynağı hükmündedirler. DNA mölekülü aslında 'irsiyetin' anahtarını yani şifresini taşımaktadır. Her canlının başlangıcı olan tek hücredeki DNA molekülü öyle proğramlanmış ki, kendinden evvelki canlının vasıflarına sahiptir. Dişi ve Erkek hücrenin sahipleri olan anne ve babanın genetik özellikleri hep o zerre gibi molekülde tesbit edilmiştir... kütüphaneler dolusu kitaplar yazarak bir insanın bütün vasfını tesbit edemezken, zerre gibi bir moleküle bu büyük işi sığdırmak çok hassas bir iş olması gerekir. Her hücre bir stoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir, çekirdeğin içinde ise 'kromozom' adı verilen ipliksi parçalar bulunur. Kromozomlar, molekül yapıları çok iyi bilinen DNA (deoksiribo nükleik asit) zinciri ile Histon adını alan protein zincirinden oluşur. DNA zincirleri de özgül proteinleri sentezlemekle görevli gen adı verilen birimlerden oluşur. İnsanlardan sanatkar çıkar, ilim adamları çıkar, insanoğlu teknikte, sanayide hep ileri seviyelere gider, fakat yaptığı eserler çok yönlerden sınırlıdır... örneğin bir uçak kuştan hızlı gider ama her dala konamaz... insanoğlu makine yapar, bilgisayar yapar, fabrikalar yapar ancak bir canlı ortaya koyamaz, yaptıkları büyüklük, küçüklük yönünden de sınırlıdır, her şeyi yapar ama bir canlı sinek yapamaz... kim bunu başarırsa bugünün zekasından, sanatından üstündür... ilim adamları arasında büyük, ve en üstünü odur... dolaysiyle o alanda hakimiyet onundur. Öyleyse sinekleri, ağaçları, ayı ve güneşi yaratan, her şeyin tek hakimidir... yere göğe hükmeden sadece o dur.

Demekki molekül atomların intizamlı dizilişi ile maziyi taşıyor, anne baba ölse bile onun vasıfları bir sonraki neslinde muhafaza ediliyor. Hücredeki ince program, mazinin... yani bir nevi hayatın maneviyesi hükmündedir, gelecekteki canlılarda yine o hücreden ve DNA molekülündeki programdan ortaya çıkacaktır. Dolaysiyle DNA hücre istikbalinde hayatı önem taşımaktadır.

Mazideki hayat kaybolmamıştır, karanlığa gömülüp silinmemiştir... genetik şifreler hücrenin içindeki DNA şeritlerinde saklıdır. Tıpkı filim şeritlerindeki gibi, istikbalde meçhul değildir, canlıların her türlü şekilleri, hayat faliyetlerinin planı DNA şeritlerinde gizlidir, aynı zamanda DNA hücrelerin beynidir. Kainat'ta canlısıyla, cansızıyla büyük bir ağaç gibidir. Geçmiş ve gelecek her türlü vaziyetlerden, tavırlardan ilmi ilahide bir silsilesi bulunur. Demekki hücrelerin bilgi bankası konumunda olan DNA, bir elektronik beyin gibi canlı bir hafızaya sahiptir. Bu harika beyin çok küçük olduğu halde akıllara sığmayacak kadar çok emirler almaktadır.

Buna direktif veren kim... DNA'nın hücreler üzereinde denetim yapmasını, genetik şifre saklamasını ona kim söyledi... hangi şuur onu idare ediyor... elbette onu yapan yönlendiren bir güç vardır... tabiat'ta cereyan eden hadiselerin çoğu sebeplere göre olmaktadır, sebepsiz bir yaprak dalından düşmezken, tarlada buğday elde edebilmeniz için toprağı sürmek, gerekirse gübrelemek, tohum ekmek, sulamak ve saire gibi sebepler lazım... bunların hepsi perdedir... sebepsiz bir buğday tanesi yetişmez, o tanecik üzerinde kodlanmış şifreler vardır... Allah'ın Hayy sıfatı ise onun üzerinde tecelli etmektedir... canlılar vücudu, milyonlarca canlı hücrelerden teşekkül eden bir alem, bu alemde her an imdada koşan, besleyen, tamir eden bir kudret doğrudan kainat sahibinin ilmi konumundadır. DNA aldığı emirler ile vücudun bütün fiziki işlevlerini yönetir... insanın saç rengi, teni, göz rengi, boyu posu, kemik yapısı, karekter yapısı, hatta hangi hastalıklara yatkın olduğu DNA bünyesinde şifreler halinde gizlenmiştir. Yetişkin bir insanda ortalama 100 trilyon hücre vardır... her hücrede DNA molekülü bulunduğuna göre bu kadar da DNA molekülü insan vücunduna dağılmış demektir, ve bunlar birer beyindir... dokuları, yani vücudu meydana getiren hücreler aynı tip olmadığından, DNA her tip hücrede değişik işlev yaptığı akla gelmektedir.Halbuki hakikat öyle değil, bütün hücrelerdeki DNA hep aynıdır. Kanımızın rengini veren Alyuvarlar hariç, kalp, deri, karaciğer ve saire gibi organ hücrelerinde aynı çeşit DNA molekülü bulunmaktadır. Bu DNA yumakları aynı kimyasal bileşime sahiptir, hepsinin büyüklükleri eşittir, ister köpek, ister arı, ister küf veya papatyada olsun, daima aynı görünüşe sahiptir. Demekki hepsinin sanatkarı birdir. Bütün canlılarda sonsuz denebilecek kadar çok DNA moleküllerinin yaratıcısı aynıdır. Aynı markayı taşıyan cihazları gördüğümüz zaman nasıl bir fabrikaya ait olduğunu anlıyor büyüklük ve dizayn ve şekillerinden bu bir fabrikanın malıdır diyorsak, DNA yumaklarını da bir elden çıktığını aynı düşünce ile anlıyoruz. Fakat her canlıda bu yumaklar ayrı vasıflara sahip, bir canlıyı diğerinden ayıran kodlara sahiptir. Ta ki canlılar birbirinden ayırt edilsin diye... onun için canlılar da bir birinden ayrı özelliklere sahiptir. Allah'ın Ehad ismi yine burada tecelli etmiştir... kedi'nin köpek doğurma özelliği olmaması, elma'da muz meyvesi yetişmemesi hep Ehad ismine bakar.

Her insanın başlangıcı dişi hücre ile erkek hücrenin döllenmesinden meydana gelen bir tek hücredir. O ikiye bölünür, sonra iki hücre meydana gelir, sonra iki dört olur, sonra 16 derken, yüz trilyon hücre ortaya çıkar. Ama o yüz trilyon hücreler yine sınıflara ayrılmıştır. Hücre bölünmesi yine DNA denetiminde olur... her hangi bir sebeple DNA kontrolünden çıkan bir hücre vücudun her hangi bir yerinde kontrolsüz bölündüğü için, ortaya getirdiği doku kanserli doku'dur... daha doğrusu kötü huylu habis tümor adını alır... çünkü o hücre DNA nın onayını almadan bölünmüştür... yani üremiştir. Dolaysiyle DNA denetiminde çıkan bir hücre artık her şeyi başı boş gerçekleştiriyor demektir. Eğer DNA kontrolünde kalsaydı onu durdurmak kolay olacaktı... ve selim hücre şeklinde sağlıklı işlevine devam edecekti. Dolaysıyla DNA kontrolünden sapan hücreyle mücadele etmek tıp alanlarında oldukça zordur. O hücreyi ya bloke edip öldüreceksiniz yada bölünmeye devam eden hücreler vücutta tahribat yapmaya devam edecektir. Mesela P53 geniyle kanserli hücreleri yok etme teknikleri vardır. Buna rağmen hücrelerin alt sistemleri vardır... yapılan müdahaleyi zamanında fark edip tavır alan... şekil alan aldatıcı hücreler vardır. Son derece kompleks bir yapıya sahip olan tek bir hücre DNA kontrolünden çıkınca insanın sağlığını tehlikeye sokabilir.

Canlıların başlangıcı olan ilk yumurta hücresi döllenmeden kısa bir süre sonra ikiye bölünür, her iki hücreden DNA molekülü bulunduğundan canlıyla ilgili bütün bilgiler bu iki hücrede mevcuttur, bölünerek çoğalma canlının vücudu tam teşekkül edinceye kadar devam eder. Bu bölünmeyi her hücrenin kendi DNA molekülü idare eder... organların yapımı hücrelerdeki lüzumlu rötuşlar, DNA moleküllerinin kontrolü altında olur. Canlı tam şeklini alıp büyüdükten sonra hayatı boyunca göstereceği het türlü faliyet DNA molekülüne yerleştirilmiş kimyasal nizama göre olacaktır. Hayatın temel taşı olan DNA nın görünüş bakımdan çok grift bir yapıya sahip olduğunu sanmayalım, o çok basit görünüşe sahiptir... şerit gibi kıvrılan zinciri düşünün... görünüşü tıpkı helezoni olarak kıvrılıp giden bir merdiven, bildiğimiz moleküllerden meydana gelerek bir bütünlük arzetmesine rağmen ilim adamları kıvrım kıvrım şeritlerin sırrına akıl erdiremiyorlardı... ancak uzunluğu ne kadar bilinmiyordu, fakat şimdi yumak biçimindeki şeritlerin uç uça eklendiği farz edilirse tam bir buçuk metre uzunluğunda olduğu hesaplanmıştır. Bunu hesaplayan şikago üniversitesinden Dr. George W. Beadle'dir... işte tek bir insan hücresinin çekirdeğindeki DNA molekülünün bir buçuk metre uzunluğunun ve zarif yapısının hikmeti... sanki bir ses alma cihazının manyetik bandı gibi, bir insanın hayatı boyunca lazım olacak bütün bilgiler buraya tespit edilmiş. DNA şeritleri fosfat ve şekerden yapılmıştır... merdiven basamaklarını teşkil eden kısımlar azotlu bileşiklerden meydana gelmiştir. Bu azotlu bileşikler başlıca dört gruba ayrılır, bunlar kısaca ATC ve G sembolleriyle gösterilir. Dört harfli alfabe ile temsil edilen bu DNA nın kısa alfabesinin taşıdığı bütün bilgi ve emirleri basit görmeyelim... bir hücre çekirdeğinin içindeki bu zerre gibi molekül derya gibi bir ilim ihtiva eder... Dr. Beadle şöyle diyor: tek bir insan hücresindeki DNA molekülü üzerine kodlanmış bilgileri ingilizceye tercüme etsek, 1000 çiltlik bir ansiklopedi ortaya çıkar... o zaman insanda 100 trilyon hücre olduğunu düşünürsek, akılları zorlayan bir bilgi merkezi ortaya çıkar. Kromozomlar, İ, V, J harfleri gibi biçimlerde görünür ve boyutları mikronla ölçülür. Kromozomların sayısı canlı türleride değişiklik gösterir. Örneğin sirke sineğinde 8, kurbağada 26, farede 42, köpekte 78 kromozom vardır. İnsanın kromozom sayısı ise 46'dır. 22'si çift otozom kromozomdur. İnsan hücresinde 1 çift de eşeysel kromozom bulunur ve toplam sayı 46 eder. Eşey kromozomları kadınlarda XX, erkeklerde XY dir.

DNA molekülü hücrenin çekirdeğinde zerre kadar küçük yerde dev bir taht kurmuştur... yaptığı icraatı en büyük krallar dahi yapamaz... ayrıca sağa sola emirler yağdırır. DNA molekülü hücredeki bütün kimyasal faliyetleri düzenler. Öte yandan DNA molekülü 'Ribonucleik' asit RNA ismini alan haberciler sistemiyle icrasını yürütmektedir... bunlar DNA ya çok benzer ve onun gibi hareket ederler. RNA haberleri bütün verileri nasıl iletir... önce DNA ile haberci RNA şeritleri bir birine sım sıkı sarılarak birleşirler... DNA çok çabuk elektronik bir hızla kendisine kader kaleminin yazdığı hayat kanunlarının bir kısmını RNA ya işler... böylece RNA o veriler ile birlikte müsade almış olur... sonra RNA hücrenin çekirdeğinden çıkarak bu kanunları birbiri arkasına iletir. Bu kanunlar her enzime (enzym)... belirli bir işin yapılması için verilen talimatlar'dır. Hücreler arası sosyal faliyetlerin yürütülmesi böyle haberleşme ile olur.

Diğer hücreler ile iletişim kurmak ve hücreler arsında bilgi aktarmak gibi... hücreler arasında gerçekleşen bilgi alış verişi RNA vasıtasıyla olur. Ünlü biyolog Dr. Edmund W. Sinnot diyor ki... eğer küçük çapta da olsa daha önce bilinmedik yeni varlıklar yaratmayı başarırsak tabiattaki yaratma gücünü ele geçirmiş mi sayacağız kendimizi... hayır, çünkü hayatın incelenmesine labratuarlarda başlanır, fakat bu bizi akıl almadık maceralara ve akıl ötesindeki düşüncelere hemen götürmesin... ayrıca ilim adına bu iddialı bir çıkış olur... insanlar füzeyi yaptık diye bütün samanyolunu, kainatı, galaksileri ele geçiremez ki... bu kadar iyimser olmaya henüz bir neden yoktur. Değil bir canlı meydana getirmek bir hücredeki hayat sırlarını anlamak dahi aklımızın sınırlarını zorlamaktadır... evet canlı hücrelerin iç alemi Feza kadar derindir, hücrede bazı sırları öğrendik diye... canlıları yaratmak insan oğlu için çok iddialı bir işe soyunmak gibi olur... zira idraki maali bu küçük akla gerekmez... zira bu terazi o kadar sikleti çekemez... yıldızlar, gezegenler, galaksiler dış uzay dediğimiz büyük alem yaradanın yüceliğine nasıl bir ayna buluyorsa, iç uzay diyebileceğimiz canlı hücrelerin atomlara kadar varan derinlikleri de yine yaradanın yüce küdretine ayna olmaktadır. Bir hücrede belki koca kainata denk bir alem saklıdır... şair Muhyiddin Abdal ın dediği gibi... Muhyiddinem dervişem.. Hak yoluna girmişem... onsekiz bin alemi bir zerrede görmüşem.   

                                                                                                                                           

Bu sitenin bütün hakları saklıdır - copyright © 2009 - gezmek.org   

to Top of Page