Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Türkiye
Magazin
Moda Dünyası
J. Claude Van Damme
Sylvester Stallone
Michael Jackson
Tarkan
Kurtlar Vadisi Pusu
Sibel Can
Fazıl Say
Boğa Festivali
Formula-1 yarışları
Tenis Turnuvaları
Ünlü Filozoflar
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Sanat
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri
   

Kurtlar Vadisi Pusu

 

Dizi Oyuncuları

Kurtlar vadisi  2'ci filim çekimleri devam ediyor

Bazı basın yayın organlarında yer alan haberlere göre Kurtlar Vadisi Pusu Filminin Çekimleri aralıksız devam ediyor. Büyük bir gizlilik içinde tamamlanan Kurtlar Vadisinin ikinci sinema filmi çekimleri tamamlandığı iddia ediliyor... bu vesileyle heyecanlı bekleyiş sona erdi... ekranların efsane dizisi Kurtlar Vadisi Pusu, verdiği aranın ardından çok yakında tekrar TV ekranlarına tekrar dönme kararı aldı... böylece macera kaldığı yerden hızını kesmeden devam edecek. “Bu bir mafya dizisidir" sloganıyla 2003 yılında ekranlara gelen Kurtlar Vadisi, derin devlet ve şiddet öğelerini konu alan ve izlenme rekorları kıran bir dizi. Ancak toplumsal ve hukuki tüm engellere rağmen "Kurtlar Vadisi Terör", "Kutlar Vadisi Pusu" olarak devam etti. Hatta 2006 yılında bir de "Kurtlar Vadisi-Irak" isimli bir sinema filmi olarak karşımıza çıktı. Türk sinemasının en büyük bütçeli filmleri listesine adını yazdıran film, 4 milyondan fazla izleyici buldu. Dizi, 4 sezon olmak üzere 29 Aralık 2005 tarihine kadar sürdü ve toplam 97 bölümden oluşmaktadır... Amerikan film sektörünün derin devlet ve mafya konularında yapmış olduğu onlarca filmi sayarsak bizimde bir dizimiz olsun ne olacak ki düşüncesiyle saygı duyduğum, Türkiye'de son onbeş yılda çekilmiş en kaliteli dizilerden biridir... gençleri mafyaya ne kadar özendirdiği tartışılabilir, ancak ülkücü gençlere maletmenin yanlış olduğunu düşündüğüm bir dizidir.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun Uyarı ve Cezaları

11 Şubat 2004 tarihinde RTÜK dizide "uzun sürelerle vahşet boyutuna varan şiddet görüntülerine yer verilmesi ve Türkçe’nin kötü kullanılması nedeniyle" Show TV'nin uyarılmasına karar verdi ve kanaldan savunma istedi. Sürecin sonunda Show TV “yayınların şiddet kullanımını özendirici veya ırkçı nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması” nedeniyle 1 gün program durdurma cezası aldı.  8 Nisan 2004 ve 10 Haziran 2004 tarihlerinde yayınlanan bölümler nedeniyle kanal tekrar uyarıldı ve "çocukların gelişimine zarar veren yayın" gerekçesiyle iki kez program durdurma cezası verildi, 4 Kasım ve 11 Kasım 2004, 12 Mayıs 2005, 9 Haziran 2005 tarihlerinde yayınlanan bölümler için de kanaldan savunma istendi. 5 Mayıs 2005 tarihli bölüm “yayınların toplumun milli ve manevi değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı olmaması”na muhalefet ettiği için kanal uyarıldı.

Diziye yönelik yoğun eleştiriler sonucunda dizinin Kurtlar Vadisi-Terör başlıklı bölümleri, ilk bölümün yayınından sonra durduruldu. Durdurma kararıyla ilgili olarak 15.02.2007 tarihinde yapımcı Panafilm, dizinin yayın saatinde Show TV'de şu yazılı açıklamayı yayınlattı:

Kurtlar Vadisi'nin saygıdeğer izleyicileri; 23 yıldır Türkiye'nin gününü kana bulayan, ufkunu kapatan ve geleceğini körelten terör belasının arkasındaki karanlık gerçekleri konu edindiğimiz dizimizin yeni bölümlerine gelen yayın yasağı fiili bir durumdur. Bildiğiniz gibi, önyargılı karalama kampanyalarına rağmen Kurtlar Vadisi Terör'ün birinci bölümü yayınlanırken, bütün ülkede televizyon izleyenlerin yarısı nefeslerini tutmuş, her kesimden 30 milyon insanımızın yüreği birlikte çarpmış, eserde şu veya bu kesime karşı en küçük bir ayırım ve aşağılama görülmemiştir... Buna rağmen geçtiğimiz pazartesi günü itibariyle fiili sansür çarkı dönmeye başlamış, hiçbir demokratik hukuk devletinde görülemeyecek bir uygulama ile dizimizin yayınlanması imkansız hale getirilmiştir... Ya Kurtlar Vadisi yayından kalkacak ya da kanalın yayın izni iptal edilecekti...

Yapımcı olarak bizim yaptığımız 30 milyon vatandaşın takdirini kazanan sanal bir gerçekliktir ama bu kitlenin beğenisini hiçe sayan sansürcü zihniyetin yaptığı somut bir gerçekliktir... Zira, dizinin henüz sadece bir bölümü yayınlanmış ve bu bölümde herhangi bir sakınca görülmemiş olduğu halde sonraki bölümler, ısmarlama bir takım kaygı ve tahminlerden hareketle ağır şekilde suçlanmıştır. Oysa Kurtlar Vadisi, daha birinci bölümün ilk sahneleriyle birlikte bu ülkede herkesin kardeş olduğu bilincini pekiştirmek için en etkili örneği vermiştir... Dizinin en güçlü mesajlarla vurguladığı Kürt ve Türk kardeşliğinden rahatsız olanlar Kurtlar Vadisi'ni suçlamış, yayın engellenmiştir... Kurtlar Vadisi, yaklaşık çeyrek yüzyıl boyunca bu ülkenin 40 bin insanına kıyan senaryoyu yazdıran ellerin parmak izlerini sanal laboratuvarda teşhis edeceği için mi linç uygulamasına hedef olmuştur? 

Dizinin son bir aylık dönemde yayınlanan bölümleri bir sinema filmi titizliğinde çekilmekte ve bu nedenle diğer cari dizilere göre daha farklı bir tad vermektedir... kurgusu olsun, temposu olsun, özgün müzikleri (özellikle son üç bölümde boy gösteren gerilim artırıcı, arp gibi bir enstrümanla çalınmış olduğunu tahmin ettiğim melodi) ve mafya konseptli hikayesi olsun... ciddi bir emek ürünüdür. Bazı söylentilere göre polise operasyon erteleten bir diziymiş: Tekirdağ polisinde görevli başkomiser tamer özakınlı, polislerin kurtlar vadisi dizisinin bağımlısı olduğunu söyleyerek, bazı operasyonları dizi yüzünden ertelediklerini söyledimişti. anadolu lisesi öğrencilerine uyuşturucu ve bağımlılık konferansı veren emniyet kaçakçılık ve organize suçlar şubesi'nde görevli başkomiser özakınlı, TV dizilerinin yol açtığı alışkanlığın zararlarını şöyle ifade etti: "dün akşam her zamanki gibi sokak polisliğimi yapıyordum... bir konu ile ilgili ihbarı değerlendirmek için çalışıyorduk, fakat ihbarı yapan şahısları bulamadık, hepsi toplanıp kahveye Kurtlar Vadisi'ni izlemeye gitmiş. sadece onlar değil, benimle birlikte çalışan memurlarda bu dizinin fanatikleri arasında, bana diyorlar ki 'komiserim, Kurtlar Vadisi bitsin, adamı öyle alalım... işte bu bağımlılık, izlemezsek ortadan ikiye çatlayacağız, akşam yapacağımız işi gece yarısı hallettik bu yüzden, bir seminerde öğrencilerin bana ikinci sorusu, 'Kurtlar Vadisi'ni izliyor musunuz?' oluyor.  

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Yrd. Doç. Dr. Sevilay Çelenk de dizinin yayınının durdurulmasıyla ilgili kararı şöyle değerlendiriyor:

"Yasa'nın Yayın İlkeleri başlığı altında 4. madde (v) bendinin ihlali olarak değerlendirebilecek bir durum söz konusudur bu dizide, hem de ilk bölümünden başlayarak, bunu da hatırlamakta yarar var ( 4cü. Madde) (Değişik : 03/08/2002-4771/8) Yayınların şiddet kullanımını özendirici veya ırkçı nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması.)... Irkçı nefret duygularını kışkırtan nitelikteki yayınları dünyanın hiçbir "demokratik" ülkesinde oturma odalarına sokamazsınız. Daha dizinin ilk bölümü yayınlanır yayınlanmaz, önyargı ile itiraz edildi deniyorsa, Kurtlar Vadisi'nin ilk versiyonundan miras bıraktığı sivil itirazı hatırlamak gerekir. O versiyonun finalinde, bir suç örgütünün eli kanlı üyeleri alkışlar arasında beraat ettirilmiş, kahraman ilan edilmişti. İzleyici burada böyle bir finalin gerçekleşmesinden -haklı olarak- gereğinden fazla kaygı duymuş olabilir. Çünkü "Terör" versiyonu daha hassas bir konudan giriş yaptı. Hem de toplumsal bir barışa çok ihtiyaç duyulan, bu yönde çabaların yoğunlaştığı bir dönemde yaptı bunu."

Dizinin şiddet içeriği sayısal olarak gösterilebilir niteliktedir. Dizinin 55 bölümü üzerine yapılan bir araştırmaya göre "55 bölümdeki örtülü şiddetin görsel ve sözel kullanımında 296 bağırma, 145 küfür ve hakaret, 131 dolaylı küfür, 174 tehdit, 149 dolaylı tehdit, 161 baskı, 119 dolaylı baskı, 111 dışlama, 127 ilgisizlik, 124 aşağılama, 122 alay, 149 ima ve 113 yerme var. Açık şiddet yöntemlerinin dağılımı da şöyle: Silah kullanma 145, silah gösterme 226, çatışma 111, öldürme 411, yaralama 152, saldırı 137, dayak 147, tokat 155, kavga 175, işkence 110, tecavüz üç, taciz 191, bombalama üç, adam kaçırma dört. Milliyetçiliğin simgeleri de görsel ve sözel olarak kullanılıyor. 55 bölümde vatan kelimesi 128, millet 142, bayrak 240, kan 13, feda olmak, canını vermek, uğrunda ölmek 144, ülke 164, onur, gurur 123, asker, ordu 255, harita 313, din 299, onlar (dazlak, Yahudi, Amerikalı, Kürt vs.) 513, hilal 117 kez geçiyor."

Diziye ilişkin eleştiriler ve dizinin mesleki ahlak ilkeleriyle çeliştiğine dair iddialar bir kaç başlık altında toplanabilir:

Derin devletin meşrulaştırılması ve yayılmacılık

Dizi senaristlerinden Bahadır Özdener'in Irak'ta Türk askerlerinin ABD birliklerince başlarına çuval geçirilerek gözaltına alınmalarından sonra yaptığı "Polat Alemdar iki sene sonra bunların intikamını alacak", "devlet adına çalışan illegal bir adam, olmayan bir adam olarak Irak'a gidecek"... açıklaması özellikle dizinin ve filmin derin devleti meşrulaştıran bir özelliğe sahip olduğu ve Polat Alemdar karakterinin Abdullah Çatlı ve benzeri isimlerden esinlenilerek oluşturulduğu iddialarını gündeme getirdi.  Üstelik "Kurtlar Vadisi - Irak" filminin vizyona girmeden özel bir seansla başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a izletilmesi de tekrar derin devlet sorusunu gündeme taşıdı

Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinden Murat Paker de dizinin derin devleti meşrulaştırıcı yanını vurgulayarak diziyi şöyle değerlendirir: "Kurtlar Vadisi, Susurluk'un bir beraat talebidir. Bu toplumda öteden beri yapılan pis işler var. Bu pis işler, devlet içindeki birilerinin yapılmasını gerekli gördüğü ama yasal çerçevede yapamadığı işler. Bunlar çoğunluk tarafından bilinmiyordu. Ama Susurluk'la, 'derin devlet' denildiğinde aklımıza ne geliyorsa açıkça ortaya çıktı. Toplum bunu gördü ve devlete ve yöneticilerine ilişkin kuşkuları arttı. Kendisini devletin asıl sahibi görenlerin saygınlığı azaldı. Ama toplum bir temizlik de yapamadı. Olay kapatıldı ve Kurtlar Vadisi sayesinde, toplumun bir kesiminde Susurluk beraat etti. Kurtlar Vadisi, gayet güzel bir ideolojik, psikolojik manipülasyonla katili kahramana çevirdi."

Kurtlar Vadisi-Irak filminin bir değerlendirilmesini yapan Ertuğrul Kürkçü, filmin "imparatorluk" özlemleriyle ilgisini dile getirerek filmin yayılmacı tezinin şöyle ifade edilebileceğini ileri sürmüştür "Cumhuriyet'in kuruluş prensipleri bölgesel ve küresel koşullar dolayısıyla artık aşınmıştır. Türkiye Misak-ı Milli sınırları içinde varlığını sürdüremez. Bu nedenle Türkiye bölgesel bir güç haline gelecek şekilde yayılmalı ve bölgesel üstünlük iddiasını sorgulayanlarla savaşmalıdır!"

Toplumsal silahlanmayı ve şiddeti özendirme

Diğer taraftan dizinin toplumun silahlanmasına aracı olduğu iddiasıyla ve silah üreten şirketlerin internet sitelerinde, dizide kullanılan silahların kendi silahları olmasını, reklam amacıyla kullanmaları nedeniyle dizi özellikle toplumsal silahlanmaya karşı olan kurumların tepkisine neden oldu. Karadeniz Sahil Yolu'na karşı verdiği çevreci mücadeleyle bilinen avukat Cihan Eren'in öldürülmesinden sonra yakalanarak tutuklanan 25 yaşındaki Serhat Karadeniz'in "Kurtlar Vadisi dizisindeki Polat Alemdar'a özeniyordum. Ünlü birini vurmam lazımdı. Fındıklı'daki en ünlü kişi de Cihan Eren olduğu için onu vurdum" şeklindeki açıklaması, dizinin şiddeti özendirici özelliğini bir kez daha tartışma konusu yaptı.

RTÜK'ün Şubat 2006'da düzenlediği "Televizyon ve Çocuk" başlıklı panelde konuşan Ferhunde Öktem dizide izleyicinin "iyi mafya" ile "kötü mafya" arasında tercihe zorlandığı ve başka bir alternatifin sunulmadığı ve bu tarz yolsuzluk, şiddet, öfke ve çaresizlik içeren filmlerin "çocukları ve gençleri ya umarsızlaştırdığını ya da şiddet yanlısı yaptığını" ileri sürerek dizinin gençlerin şiddete yönelmelerindeki payından bahsediyordu.

Eylül 2005'te İzmir Barosu avukatlarından Noyan Özkan dizinin yayının durdurulması için RTÜK'e başvuruda bulundu. "Türkiye'de silah kullanımının giderek arttığını, şiddet ve kötü muamelenin yaygınlaştığını, özellikle çocukların ve işsiz gençlerin organize suç örgütlerince kullanıldığını" belirten Özkan, dizide "derin devlet", "mafya", "ölüm saçan tetikçiler", "cinayet talimatları ve uygulaması", "tehdit", "kara para yönetimi" gibi yaşamın gerçekleri, özendirici ve teşvik edici biçimde kamuya sunulduğunu ve bunun uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu ileri sürüyordu

Şubat 2007'de Hrant Dink cinayetiyle ilgili ortak bir açıklama yapan altı ruh sağlığı derneği de, TV ve sinemalarda gösterilen, şiddet dozu yüksek film ve dizilerin en sadık izleyicileri arasında çocuk ve gençlerin geldiğini, Kurtlar Vadisi gibi dizilerin iletişim ve sorun çözme aracı olarak şiddeti yücelttiğini ve bu yaklaşımın toplumdaki şiddet dalgasını körükleyici olacağını dile getirdiler.

Ayrımcılık ve erkek egemen kahramanlık mitini pekiştirme

Trabzon'da 2006 Şubat ayı başında Katolik rahip Andrea Santoro'nun öldürülmesiyle ilgili olarak popüler kültürün yarattığı kahramanlık mitlerine dikkat çeken sosyal psikolog Melek Göregenli, popüler kültürün, "genel olarak ezilmişlik, kendini gerçekleştirememe, yoksulluk halleriyle birleşince bireysel adaleti gerçekleştirme hakkını meşrulaştırır hale" geldiğini, "bu tür mitlerin içselleştirilmesi erkek egemen ideolojinin hakim olduğu bir coğrafyada militer varolma biçimi sürekli" pekiştirildiğini söyleyerek Kurtlar Vadisi dizisini kahramanlık mitleri yaratılmasına iyi bir örnek olarak değerlendiriyordu.

Şeyhmus Diken de Kurtlar Vadisi - Irak filminde "kötü" karakterin Hıristiyanlığının, "iyi" karakterin de Müslümanlığının önplana çıktığını belirterek, rahip Santoro'nun öldürülmesiyle ilgili olarak "Trabzon'da 16 yaşında gencecik bir lise öğrencisi tarafından öldürüldüğü ifade edilen İtalyan Rahibin niye öldürüldüğünü; bu türden şiddet dozu yüksek milliyetçiliği ve radikal dinciliği damarlara şırınga eden dizi ve filmleri gördükten sonra" insanın daha çok anlam verebildiğini belirtiyordu. Senarist Gaye Boralıoğlu da dizinin "yasa dışı bir şekilde silahlanmış güya vatanı uğruna başkalarını öldüren insanların yanından" konuştuğunu vurgulayarak mesleki ahlak açısından öykünün kimden yana anlatıldığının önemli olduğunu belirtiyor ve diziyi eleştiriyordu.

Kurtlar Vadisi'nin vizyon tarihine göre kendi filmlerinin vizyon tarihini belirliyor. Alınan bilgiye göre; geçtiğimiz günlerde gizli bir toplantı yapan Kurtlar Vadisi ekibi, Mayıs ayı yerine filmi Ekim ayında vizyona sokmaya karar verdi. Çekimleri tamamlanan filmin büyük bir gizlilik içinde yürütüldüğü hatta ekibin cep telefonundan birbirleriyle konuşmalarının bile yasaklandığı gelen bilgiler arasında. Şimdilik Pana Film'den bir açıklama gelmezken, sinema sektöründe yapımcı şirketlerin Vadi'nin vizyon tarihine göre projelerini hayata geçirdiği biliniyor. Kurtlar Vadisi aslında komplo teorisi üretmek için uygun bir dizidir, nevar ki dizinin son bölümü için endişeye mahal olmasa gerektir... dizinin genelde saat onbire doğru bitmesi, baygınlık veren reklamlar ve program tanıtımları yüzündendir, tarafımdan kronometre tutulmamış olmakla birlikte göz kararı normal uzunlukta bir bölüm yayınlanmıştır... olaylar da yeterli çeşitlilikte ve önceki bölümlerdeki hadiseler ile uyumludur.

Bu dizi haklında sıklıkla atlanan bir nokta da şudur...diziyi takip etmek, değerlendirmek, eleştirmek, takdir etmek ile olanları ve karakterleri tasvip etmek birbirinden faklı şeyler... zaman zaman absürt bile sayılabilecek çıkışlarla dini değerlere gönderme yapılabiliyorsa, dizi temelde ahlak temasını işlemiyor. Buna rağmen arada küçük incelikleri dikkat ederseniz yakalayabiliyorsunuz.... mesela dün akşam, polat'ın, çakır'ın işkence zevkini yarıda keserek tombalağı tek kurşunla temize havale etmesi gibi... polat aslında sürünün kurdu değil ve bir çok insani değerleri dumura uğramış diğer karakterlerin aksine hala insafını koruyor... ayrıca ideal delikanlılık tarifi, dizide örneklenen şekilde olmalıdır gibi bir iddia da yok, ama en yanlış insanların bile doğru anları, doğru tarafları, doğru tavırları olabileceğini düşünmek ve bunu da bir malzeme olarak ele alıp işlemek yanlış değildir. 

Bu diziyi adam akıllı takip eden biri, olup bitenlerin tasvip edilir şeyler olarak sunulmadığını, aksine başa gelen talihsizlikler silsilesi olduğunun, olmayası şeyler olduğunun hissettirildiğini fark edecektir... yine küçük bir örnek, Çakır'ın, ölüm tehlikesi ile konsey katına çıkmadan önce laz Ziya'yı ziyaretinde, çocuklarının bu işlere bulaştırılmadan yetiştirilmesini istemesi olabilir.... elbette laz Ziya bu fikri olumlu karşılamıyor, ama aksi de çok gerçekçi olmazdı. Son olarak, çocukların bu tür dizilerden çok olumsuz etkileneceğini de düşünmüyorum, eğer çocuğunuzu sağlıklı bir şekilde yetiştiriyor ve değerlerini kazanması için gereken zemini hazırlıyorsanız, gelişmesi boyunca bu tür fantezilere kapılmamayı da öğrenecektir... eğer bu yoksa, sabah akşam Polyanna seyrettirseniz de nafile.                       

                 

                                                         Bu sitenin bütün hakları saklıdır - copyright © 2009 - gezmek.org                     

to Top of Page