Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Dış Ticaret
Turizm Sektörü
Sanayi
Madencilik
Tarım Sektörü
Piyasalar
Borsalar
Döviz kurları
Menkul Kıymetler
Üretim ve Sermaye
Dev Projeler
Nabucco Projesi
İzmit Körfez Köprüsü
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Sanat
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri
      

 

 

 

 

 

Türkiye'de Finans Setörü ve Bankacılık Sistemi

Türkiye ekonomisinde 2001 yılından sonra yeni bir ekonomik program uygulamaya geçirilmiştir. Uluslararası kuruluşların da desteği sağlanan bu program ile yeni bir dönem başlamıştır. Program ile piyasa mekanizmasının güçlendirilmesi için piyasaları düzenleyen ve denetleyen kurumların güçlenmesi yönünde önemli adımlar atılmıştır. Ayrıca, piyasaları düzenleyen kurallarda uluslararası düzenlemeler dikkate alınarak değişiklikler yapılmıştır. Programın kısa dönemli amacı piyasalarda istikrarın yeniden sağlanması olmuştur.

İstikrarın kalıcı hale gelmesi için makro dengelerin sağlıklı olarak kurulmasına ve beklentilerin iyileşmesine çaba gösterilmektedir. Bu çerçevede, kamu kesimi açığının düşürülmesi, kamunun borç stokunun azaltılması, fiyat istikrarının sağlanması, finansal sektörün güçlendirilmesi ve uluslararası kredi değerliliğinin artırılmasına yönelik bir dizi uygulama hayata geçirilmiştir. Hükümet kamu kesiminde dengelerin kalıcı olarak kurulması için yapısal reformların sürdürüleceğini taahhüt etmiştir. Ekonomik faaliyet, program uygulamalarına kısa sürede olumlu bir tepki vermiştir.

Beklentiler hızla iyileşmiştir. Para piyasalarında istikrar sağlanmıştır.Büyüme hızlanmıştır. Talep özel sektör ağırlıklı olarak artmıştır. Kamu kesimi borçlanma gereksiniminin milli gelire oranı düşmektedir. Enflasyon uzun yıllardan sonra yüzde 10’un altına gerilemiştir. TL’ye olan talep artmıştır. Reel faiz oranları düşmüştür. Kamu borçlanmasında vade uzamıştır. Bankacılık sisteminin kredi arzı yeniden artmaya başlamıştır. Dış ticaret hacmi büyümüştür. Sermaye girişi hızlanmıştır. İşsizlik oranındaki artış durmuştur. İstikrarlı büyüme ortamı tüm sektörleri olduğu gibi bankacılık sistemini de olumlu yönde etkilemiştir. Finansal istikrarın sağlanması amacıyla reforma tabi tutulan bankacılık sistemi daha sağlıklı bir yapı kazanmıştır. Bankaların faaliyetlerinin daha etkin olarak izlenmesi ve denetimi için bağımsız bir kurum(Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) oluşturulmuştur. Bankalar Kanunu ve ilgili mevzuat uluslararası iyi örneklere önemli ölçüde yaklaştırılmıştır.

Geleneksel denetim yaklaşımından risk odaklı yaklaşıma geçilmesine yönelik ciddi adımlar atılmıştır. Bu sayede düzenlemelere dayalı denetim yanında piyasa denetimi de önem kazanmıştır. Yatırımcılar ve kamuoyu tarafından bankaların faaliyetlerinin daha kolay izlenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla muhasebe standartları, raporlama ve kamuoyuna bilgi verilmesine yönelik uygulamalar çok daha etkin hale gelmiştir. Bankaların risk algılamaları, değerlendirmeleri ve yönetimleri değişmiş ve değişmektedir.

Özel bankalar, mali yapılarının güçlendirilmesi için "yeniden yapılandırma programı" adı altında çok özel bir denetime tabi tutulmuştur. Aktif kalemleri detaylı olarak analiz edilmiş, sorunlu aktifler tespit edilmiş ve karşılık ayrılmıştır. Kamu bankalarının bilanço yapıları güçlendirilmiştir. Bu bankaların faaliyet verimliliğinin artırılmasına özel bir önem verilmiştir.

Özkaynaklar güçlendirilmiştir. Serbest özkaynaklar artmaktadır. Kur riski önemli ölçüde azalmıştır. Aktif karlılığı ve özkaynak karlılığında yavaş da olsa iyileşme vardır. Tasarruf mevduatına, hatta mevduat bankalarının tüm yükümlülüklerine 1994 yılından sonra getirilen tam güvence uygulamasına 2004 yılının ikinci yarısında son verilmiştir. Temmuz 2004 tarihinden itibaren tasarruf mevduatına güvence 50 bin YTL ile sınırlandırılmıştır. Bankalar Kanunu’nda değişiklik yapılması çalışmaları sürdürülmektedir. Temel düzenlemelerde AB direktiflerine tam uyumu amaçlayan değişiklik çalışmaları risk odaklı denetimin geliştirilmesine, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun bağımsız yapısının güçlendirilmesine ve bankacılık sisteminde denetim etkinliğinin artırılmasına yönelik değişiklikleri içermektedir.

Türkiye’de finansal sektör henüz büyüme aşamasındadır. Gelişmiş ülkeler ile karşılaştırıldığında finansal sektör küçük ve sığdır. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelere göre Türkiye’de finansal sektör ortalamanın üzerinde bir büyüklüğe sahiptir. Para ve para benzeri finansal aktiflerin GSMH’ya oranı, 2004 yıl sonu itibariyle yüzde 47 düzeyindedir. Sermaye piyasası araçlarının oranı ise yüzde 93’tür. Para ve para benzeri finansal varlık talebi içinde yabancı paranın payı yüksektir.

Bu pay son dönemde düşme eğilimindedir. Sermaye piyasasında, bono ve tahvil pazarında dikkati çeken en önemli konu kamunun piyasada tek başına olduğudur. Vergi yükleri ve kamu borçlanma araçlarının yüksek getirisi nedeniyle bu piyasada özel sektöre ait tahvil ve bono ihracı bulunmamaktadır. Vergi Kanunlarında yapılan değişiklikler ile yatırım araçlarının vergilendirilmesindeki farklılıklar belirli ölçüde giderilmiştir. Yeni düzenleme 2006 yılından itibaren uygulanmaya başlayacaktır. Geleneksel olarak bankacılık sistemi finansal sektörde ağırlıklı bir paya sahiptir.

Bankacılık sistemi toplam aktiflerinin finansal sistemdeki kurumların toplam aktifleri içindeki payı yüzde 90 civarındadır. Finans sistemini ağırlıklı olarak bankacılık sistemi oluşturmakla birlikte son yıllarda banka dışı finansal kurumların sayısında ve büyüklüğünde artış vardır. Banka dışı finansal kurumların büyümesi ve güçlenmesi finansal sistemin büyümesi ve derinleşmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Finansal sistemde faaliyet gösteren başlıca banka dışı kurumlar şöyledir; Özel Finans Kurumları, Sigorta Şirketleri, Leasing Şirketleri, Faktoring Şirketleri, Tüketici Finansman Şirketleri, Sermaye Piyasasında İşlem Yapan Aracı Kurumlar, Gayrimenkul Yatırım Fonları ve Özel Emeklilik Fonları’dır.

Finansal sistemde gözetim ve denetimden sorumlu tek bir otorite bulunmamaktadır. Finansal sistemde yer alan kuruluşların denetiminden sorumlu olan üç kurum; Sermaye Piyasası Kurumu, TC Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’dur. Finansal kuruluşlar ve denetimlerinden orumlu otoriteler aşağıda yer alan tabloda gösterilmektedir.

Türk Bankacılık Sistemi

1. Mevduat kabul eden ve mevduat kabul etmeyen bankalar

Bankalar mevduat toplama izni olan (ticaret bankaları) ve mevduat kabul etmeyen bankalar olmak üzere 2 ana gruba ayrılabilir. Ayrıca, her bir grup sermaye kaynağına göre özel, kamu ve yabancı olmak üzere üç alt gruba ayrılmaktadır. Ticaret bankaları mevduat toplama lisansına sahiptir. Bu bankalar sermaye piyasası işlemleri yanı sıra yatırım bankacılığı alanında da faaliyet göstermektedir. Günümüzde hızla gelişen teknolojinin de yardımıyla geniş bir ürün ve hizmet yelpazesine sahiptirler. Ticaret bankalarının sayısı 35’dir. Bunlardan 3 tanesi kamusal sermayeli, 18’i özel sermayeli, 13’ü ise yabancı sermayeli bankalardır. Kamusal sermayeli ticaret bankaları yurt genelinde yaygın şube ağına sahiptir. Ticari bankacılık işlemlerinin yanı sıra, tarım sektörü ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmanında ihtisas sahibidirler.

Özel sermayeli ticaret bankaları arasında, yurt genelinde yaygın şube ağına sahip olan ve her türlü bankacılık hizmetini sunan büyük ölçekli ticaret bankaları ile daha çok büyük şehirlerde faaliyetlerini yoğunlaştırmış olan, toptantıcı bankacılık yapan küçük ve orta ölçekli ticaret bankaları yer almaktadır. Yabancı bankalar, Türkiye’de şube açmış ve kurulmuş bankalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Bu bankalar, diğer ticaret bankaları ile aynı düzenlemelere tabidirler.Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bünyesinde, alacakların tahsili amacıyla 1 banka faaliyette bulunmaktadır.

Bankacılık sisteminde yeniden yapılanmanın yaşandığı 1999-2003 döneminde 20 tane banka mali durumunun zayıflaması nedeniyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilmiştir. Bu bankaların tüm yükümlülükleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafında üstlenilmiştir. Diğer yandan, 8 bankanın faaliyetine son verilmiş ve tasfiye edilmiştir. Aynı dönemde Fondaki bankalardan bazılarının satın alınması da dahil olmak üzere bankacılık sektöründe 11 tane banka birleşmesi gerçekleşmiştir.

Bankacılık sisteminde yeniden yapılandırmanın toplam maliyeti 47,2 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Görev zararları için kamu bankalarına ve TMSF’ye devredilen bankalara aktarılan kaynakların toplamı 39,3 milyar ABD doları (GSMH’ya oranı yüzde 26,6), TMSF ve özel sektör bankaları tarafından kriz döneminde eriyen sermayelerini güçlendirmek amacıyla aktarılan kaynakların toplamı ise 7,9 milyar ABD doları (GSMH’ya oranı yüzde 5,3) olmuştur. (BDDK, Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı: Gelişme Raporu, Ekim 2003.)

Mevduat kabul etmeyen bankalar, tasarruf sahibine dönük bireysel hizmetler değil, daha çok sermaye piyasası işlemleri, portföy yönetimi ve danışmanlık hizmetleri gibi alanlarda faaliyet göstermektedirler. Ayrıca, kaynak olarak kullanabildikleri bazı özel fonlardan kredi de verebilirler. 2004 itibariyle mevduat kabul etmeyen banka sayısı 13’dür. Bunların 3 tanesi kamusal sermayeli, 8 tanesi özel sermayeli, 2 tanesi yabancı sermayelidir.

2. Şube sayısı ve istihdam

2004 yılı sonunda bankacılık sisteminde yurtdışındaki şubeler de dahil olmak üzere 6.106 şube bulunmaktadır. Bunların 2.149 tanesi kamusal sermayeli ticaret bankalarına aittir. Özel sermayeli ticaret bankalarının şube sayısı ise 3.729 tanedir. Sektörde istihdam edilen kişi sayısı 127.000’dir. Bankacılık sektöründe çalışanların yüzde 31’i kamusal sermayeli ticaret bankalarında, yüzde 60’ı ise özel sermayeli ticaret bankalarında çalışmaktadır.8. Finansal Yeniden Yapılandırma Programıı, aktiflerinin de yüzde 36’sı yabancı para cinsindendir. Bankaların döviz kazandırıcı işlemler dışında döviz kredisi vermeleri yasaktır. Bu nedenle yabancı para aktiflerin önemli bölümü ihracat kredisi, likit aktifler ya da yabancı para cinsinden/ yabancı paraya endeksli kamu kağıdı olarak tutulmaktadır. Döviz cinsinden ve dövize endeksli aktifler de dahil edildiğinde bankaların döviz pozisyonu 2004 Aralık itibariyle 1.865 milyon ABD dolarıdır. 

3. Nüfusa göre banka, şube, personel sayısı ve aktif büyüklüğü

2004 sonunda Türkiye’de banka başına düşen ortalama kişi sayısı 1.500.000, şube başına düşen ortalama kişi sayısı 11.800, banka çalışanı başına düşen kişi sayısı ise 570 civarındadır. Kişi başına düşen ortalama aktif miktarı ise 3.200 ABD doları düzeyindedir.

4. Piyasa yapısı

2004 sonu itibariyle bankacılık sektörünün toplam aktifleri 306 milyar YTL (229 milyar ABD doları) olmuştur. Toplam aktiflerin gayri safi yurtiçi hasılaya oranı ise yüzde 75 düzeyindedir. Toplam aktifler içinde, mevduat bankalarının payı yüzde 96, mevduat kabul etmeyen bankaların payı ise yüzde 4’dür. Kamusal sermayeli mevduat bankala rının toplam aktifler içindeki payı yüzde 35, özel sermayeli bankaların ise yüzde 57’dir. Toplam mevduatın dağılımında, kamusal sermayeli bankaların payı yüzde 42, özel sermayeli bankaların payı yüzde 55, Fon yönetimindeki bankaların payı yüzde 1, yabancı bankaların payı ise yüzde 2’dir. Toplam krediler içinde, ticaret bankaları grubunun payı yüzde 95’tir. Ticaret bankaları grubunda; kamusal sermayeli bankaların payı yüzde 21, özel sermayeli bankaların payı yüzde 69, yabancı sermayeli bankaların payı yüzde 5, Fon’a devredilen bankaların payı ise ihmal edilecek düzeydedir. Eylül 2004 itibariyle, toplam aktif büyüklüğüne göre, ilk beş banka arasında 1 kamusal sermayeli, 4 özel sermayeli, ilk on banka arasında ise 3 kamusal sermayeli, 7 özel sermayeli banka bulunmaktadır. Aktif büyüklüğü 10-20 milyar ABD doları arasında 4 banka (2 tanesi kamusal sermayeli, 2 tanesi özel sermayeli), 20-30 milyar ABD doları arasında 2 özel sermayeli, 30 milyar ABD dolarının üzerinde ise 1 kamusal sermayeli banka bulunmaktadır.

5. Yoğunlaşma

Son yıllarda, ilk beş ve ilk on bankanın payı önemli ölçüde artmıştır. İlk beş bankanın toplam aktiflerdeki payı 1999 yılında yüzde 46 iken 2004 Eylül itibariyle yüzde 60’a yükselmiştir. İlk on bankanın payı ise aynı dönem itibariyle yüzde 68’den yüzde 82’ye yükselmiştir. Aynı eğilim toplam mevduat ve kredilerde de gerçekleşmiştir.

6. Başlıca bilanço kalemleri

Aralık 2004 itibariyle bankacılık sektöründe toplam kaynakların yüzde 62’sini mevduat oluşturmaktadır. Mevduatın gayri safi yurtiçi hasılaya oranı ise yüzde 47 düzeyinde tahmin edilmektedir. Mevduatın yüzde 45’i, toplam kaynakların ise yüzde 28’i yabancı para cinsindendir. Eylül 2004 itibariyle, mevduatın ortalama vadesi 1,3 aydır. Kamu kağıtları yüzde 40 ile aktif kalemler içinde yüksek bir paya sahiptir. Kredilerin toplam aktiflerdeki payı yüzde 32 olarak gerçekleşmiştir. Gayri safi yurtiçi hasılaya oranı ise yüzde 24 olarak tahmin edilmektedir. Kredilerin yaklaşık yüzde 25’i tüketici kredileri ve kredi kartlarından oluşmaktadır. Son dönemde, özellikle bireysel krediler olmak üzere kredi arzında hızlı bir büyüme yaşanmıştır. Sorunlu kredilerin toplam krediler içindeki oranı azalmaktadır. 2001 yılında ekonomide yaşanan hızlı daralma nedeniyle sorunlu krediler hızla büyümüştür. Ancak, daha sonra ekonomik faaliyetin iyileşmesi yanında, bankaların sorunlu kredileri için ayırdıkları karşılıkların artmasına bağlı olarak sorunlu kredilerin toplam kredilere oranı düşmüştür. Bu arada, 2001 yılında yaşanan daralma döneminde borçların yeniden yapılandırılması programı da sorunlu kredilerin tahsilatına katkıda bulunmuştur. 2004 sonu itibariyle sorunlu kredilerin (karşılık öncesi) kredi stokuna oranı yüzde 6,3’tür. Para ikamesi nedeniyle banka sisteminin pasiflerinin yüzde 40’

7. Gelir- Gider Yapısı

Net faiz gelirlerinin operasyon gelirlerine katkısı artmaktadır. Bu gelişmede aktiflerin pasiflere göre daha uzun vadeli olması dikkate alındığında faiz oranlarındaki düşüş önemli rol oynamıştır. Faiz gelirleri içinde kredilerden sağlanan faiz gelirlerinin payı artma eğilimindedir. Sermaye piyasası işlemlerinin faaliyet gelirlerine olan katkısı azalmaktadır. Diğer taraftan, finansal hizmetlere olan talebin artması yanında daha önce ücretsiz olarak verilen hizmetlerin fiyatlandırılmasının da etkisiyle ücret ve komisyon gelirlerinin faaliyet gelirine katkısı iyileşmektedir.

Bankalar operasyon giderlerinin sınırlandırılmasına yönelik yoğun bir çaba harcamaktadırlar. Maliyet azaltıcı ortak faaliyetlerin geliştirilmesine önem verilmektedir. Bankalar sorunlu kredileri için cesaretli bir şekilde karşılık ayırmaya devam etmektedir. Bankacılık sektörü aktif karlılığı ve özkaynak karlılığında 2002 yılından itibaren gözlenen iyileşme 2004 yılında tersine dönmüş, aktif karlılığı ve özkaynak karlılığı rasyolarında 2003 yılı sonuna göre düşüş gerçekleşmiştir. Bilanço dışı yükümlülüklerde, ekonomide ve sektördeki olumlu gelişmelere paralel olarak, taahhütler ile emanet ve rehinli kıymetler kalemlerinin ağırlığı artmaya başlamıştır. Bu gelişme önemli ölçüde kredi kartı kullanımında ve emanete alınan menkul değerlerdeki artıştan kaynaklanmıştır. Bilanço dışı yükümlülüklerde, ekonomide ve sektördeki olumlu gelişmelere paralel olarak, taahhütler ile emanet ve rehinli kıymetler kalemlerinin ağırlığı artmaya başlamıştır. Bu gelişme önemli ölçüde kredi kartı kullanımında ve emanete alınan menkul değerlerdeki artıştan kaynaklanmıştır.

8. Finansal Yeniden Yapılandırma

Türkiye’de 2001 yılında yaşanan finansal kriz sonrasında finansal darboğaz yaşamakta olup, yeniden yapılandırılmaları halinde yaşaması mümkün olan ve katma değer yaratma kabiliyetini haiz mal ve hizmet üreten gerçek ve tüzel kişi borçlulara (firmalar), faaliyetlerini verimli bir şekilde sürdürebilecekleri bir ortamın sağlanması amacıyla Finansal Yeniden Yapılandırma Programı (FYYP) başlatılmıştır. FYYP kapsamındaki temel düzenlemeler 4743 sayılı Mali Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile FYYP Çerçeve Anlaşmalarının Onaylanması, Kabulü ve Uygulanmasına İlişkin Genel Şartlar Hakkında Yönetmelik’tir. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) tarafından Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması (Çerçeve Anlaşması) hazırlanmış ve Mayıs 2002’de alacaklı kuruluşların imza sına açılmıştır. Üç yıl süre ile geçerli olmak üzere hazırlanan Çerçeve Anlaşması BDDK'nın 4 Haziran 2002 tarihli ve 718 sayılı Karar'ı ile onaylanmıştır. Şubat 2005 itibariyle 219’u (35 grup) büyük ölçekli firma, 110'u da küçük ölçekli firma olmak üzere toplam 329 firma FYYP kapsamına alınmıştır. Kapsama alınan firmalardan büyük ölçekli 210 (27 grup) ve küçük ölçekli 101 firma olmak üzere toplam 311 firma ile Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (FYYS) bağıtlanmıştır. Yeniden yapılandırılan borç tutarı 5,738 milyon ABD dolarıdır.

 Risk Yönetimi

Bankalar Kanununda risk yönetimi konusunda uluslararası gelişmeler ve uygulamalara uyumlu düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler çerçevesinde bankalar modern risk yönetimi sistemleri kurma yolunda önemli adımlar atmışlardır. Özellikle son üç yıldır Türk bankalarının risk yönetimi uygulamalarının Bankalarda risk yönetimi fonksiyonunu icra etmekte olan birimlerin temel görevleri risklerin tespit edilmesi, ölçülmesi, yönetilmesi ve raporlanması şeklinde etmekte olan birimlerin üst düzey yönetimlerine yaptıkları dahili raporlamalar ve BDDK’ya yapılan yasal raporlamalar şeklinde gerçekleştirilmektedir. Söz konusu yasal raporlamalar (IR100U, Risk Matrisi, Sermaye Yeterliliği vb.) bankaların büyük çoğunluğunda risk yönetimi birimleri tarafından yapılmaktadır.

Bankaların risk yönetimi temsilcilerinin katılımıyla Türkiye Bankalar Birliği nezdinde faaliyet gösteren Risk Yönetimi ve Uygulamaları Esasları Çalışma Grubu tarafından yapılan çalışmalar çerçevesinde bankaların kendi risk yönetimi sistemlerindeki gelişmeler yakından izlenmekte ve ortak çalışmalar koordine edilmektedir. Basel Komite'nin sermaye yeterliliğine ilişkin yeni düzenlemesi (Basel-II) hakkında bankacılık sisteminin bilgilendirilmesi, söz konusu düzenlemeler konusunda bankacılık sisteminin görüşlerinin dile getirilmesi ve ortak bir strateji belirlenmesi amacıyla Birliğimiz üyesi bankaların temsilcileri ile (BDDK) Risk Yönetimi ve Gözetim Teknikleri Dairesi yetkililerinin katılımıyla Basel II Yönlendirme Komitesi oluşturulmuştur. Komite Basel II’nin Türk bankacılık sistemine olası etkilerinin saptanması amacıyla bankaların büyük çoğunluğunun katılımıyla yapılan Sayısal Etki Çalışmasının (QIS-TR) sonuçları ışığında; Türk bankalarının, Basel II’ye uyum çerçevesinde başlatmış oldukları risklerin daha duyarlı hesaplanmasına yönelik faaliyetler halen devam etmektedir3. Anket yanıtlarının incelenmesinden, sistem genelindeki genel durumun Basel-II’ye yönelik öğrenme ve algılama evresinde olduğu anlaşılmaktadır.

Bankacılıkta Gözetim ve Denetim

Türkiye'de bankacılık sisteminin gözetim ve denetim faaliyeti Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) aracılığıyla yürütülmektedir. 23 Haziran 1999 tarihinde kurulan ve 31 Ağustos 2000 tarihinde faaliyete geçen BDDK ile daha önce Hazine Müsteşarlığı ve TCMB arasında dağılmış bulunan, bankacılık gözetim ve denetimiyle ilgili yetki ve sorumluluklar tek bir kurumda toplanmıştır. Kurumun yasal dayanağı 4389 Sayılı Bankalar Kanunu’dur5. Bu Kanuna göre BDDK, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir kurumdur. Kurumun amacı, tasarruf sahiplerinin haklarını ve bankaların düzenli ve emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye sokabilecek ve ekonomide önemli zararlar doğurabilecek her türlü işlem ve uygulamaları önlemek, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere gerekli karar ve tedbirleri almak ve uygulamaktır. Kurumun temel hedefleri arasında bankacılık sektörünün etkinliğinin ve rekabet kabiliyetinin artması, sektöre duyulan güvenin kalıcı hale gelmesi, sektörün ekonomi üzerinde yaratabileceği zararların asgariye indirilmesi, sektörün dayanıklılığının geliştirilmesi ve tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması, sayılabilir. Kurumun karar organı biri başkan, biri de ikinci başkanlık görevlerini yürüten toplam yedi üyeden oluşan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’dur. Kurul üyeleri altı yıllığına Bakanlar Kurulu tarafından atanır ve görev süreleri dolmadan, görevden alınamazlar.

Para Politikası ve TC Merkez Bankası

Türkiye’de para otoritesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’dır (TCMB). Bankanın temel yapısı ve görevleri, Nisan 2001 tarihinde yapılan bir dizi yasal düzenleme ile önemli ölçüde değiştirilmiştir. 6 TCMB Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle, bankaya araç bağımsızlığı sağlanmıştır. Aynı Kanunla Bankanın üst düzey görevlilerinin özlük hakları ve görev süreleri siyasi müdahaleleri engelleyecek şekilde yeniden düzenlenmiştir. Kanun, Bankanın öncelikli görevinin fiyat istikrarı olduğunu belirtmektedir. Bankanın diğer ekonomik değişkenlerle ilgili uygulamaları, ancak fiyat istikrarı hedefiyle çelişmediği müddetçe söz konusu olabilir. Merkez Bankası’nın kamuya kredi açması yasaktır. Türkiye, Nisan 2001 tarihinden bu yana dalgalı kur politikası uygulamaktadır. Bankanın, döviz kurunun düzeyi üzerinde hiç bir taahhüdü bulunmamaktadır. Ancak, aşırı fiyat oynaklığını gidermek veya rezerv biriktirmek amacıyla Banka piyasalara müdahale etmektedir. Müdahaleler önceden belirlenen kurallara bağlı olarak yapılmaktadır. Banka Nisan 2001 tarihinden bu yana örtülü enflasyon hedeflemesi politikası uygulamaktadır. 2006 yılından itibaren açık enflasyon hedeflemesine geçileceği açıklanmıştır. Bankanın görev tanımının değiştirilmesi ve araç bağımsızlığının sağlanması, son yıllarda enflasyonla mücadelede gösterdiği başarı açısından kilit öneme sahiptir.

Ödeme Sistemleri

Bankalararası ödemeler aşağıda yer alan sistemler aracılığıyla yapılmaktadır: Elektronik Fon Transfer (EFT) Sistemi ve Elektronik Menkul Kıymet, TCMB şube sistemi, Bankalararası takas odaları, Bankalararası Kart Merkezi (BKM), İMKB Takasbank A.Ş.

Transfer (EMKT) Sistemi

Elektronik Fon Transfer (EFT) Sistemi ve Elektronik Menkul Kıymet Transfer (EMKT) Sistemi Elektronik Fon Transfer (EFT) Sistemi Türk Lirası üzerinden ödeme işlemlerinin, Elektronik Menkul Kıymet Transfer (EMKT) Sistemi ise menkul kıymet aktarımlarının bankalar arasında elektronik ortamda, gerçek zamanlı olarak yapılmasını ve gerçek zamanlı mutabakatını sağlayan sistemlerdir. EFT ve EMKT Sistemlerinin sahibi olan TCMB aynı zamanda sistemlerin işletimini de yapmaktadır. EFT Sistemi 1 Nisan 1992 tarihinde işletime açılmıştır. 24 Nisan 2000 tarihinde yeni işlevlerin eklenmesiyle sistem yazılım ve donanımında önemli değişikliklerin yapıldığı ikinci kuşak devreye alınmıştır. EMKT Sistemi ise 30 Ekim 2000 tarihinde işletime alınmıştır.

Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar ve özel finans kurumları EFT ve EMKT sistemlerinde katılımcı olabilmektedir. EFT ve EMKT Sistemleri aracılığıyla, TCBM’nin taraf olduğu ödeme ve kıymet aktarımları ile bankalararası yüksek tutarlı fon ve kıymet aktarımları, Düşük tutarlı müşteri işlemleri, İMKB’de yapılan işlemlerin TL ayağı ile yalnızca devlet iç borçlanma senetleri işlemlerinin kıymet ayağı (netleştirme sonrası Takasbank aracılığıyla), Kredi kartı ödemelerinin mutabakatını yapan BKM’ye ilişkin ödemeler,Takas Odalarında yapılan çek takası sonuçlarına ilişkin ödemeler Doğrudan tahsilat sistemi işlemleri gerçekleştirilmektedir.

Bankalararası Takas Odaları Sistemi

Çeklerin banka şubeleri arasında hesaben tasfiyesini sağlamak üzere, TCMB'nın gözetimi altında ve faaliyetlerinde özel hukuk hükümlerine tabi "Bankalararası Takas Odaları Merkezi" adıyla bir tüzel kişilik kurulmuştur. TCMB şubelerinin olduğu illerde olmak üzere çeşitli illerde takas odaları bulunmaktadır. Bankalarca, muhatap bankalara fiziken ibraz edilen, elektronik ortamda işlem görmeyen ve elektronik ortamda işlem gören çekler ile bankalarca, muhatap bankalara fiziken ibraz edilmeyen çeklere ilişkin işlemler, bu odalar aracılığı ile yürütülür. Sistemin işleyişi, denetim ve kontrolü TCMB sorumluluğunda bulunmaktadır.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM)

BKM kartlı ödeme sistemi içerisinde ortak sorunlara çözüm bulmak, ülkemizdeki banka ve kredi kartları kural ve standartlarını geliştirmek amacıyla 1990 yılında, 13 kamu ve özel Türk bankasının ortaklığı ile kurulmuştur. Kart hamillerinin yaptıkları alışverişlerden kaynaklanan borç ve alacaklarının bankalar arasındaki takası, BKM bünyesinde, yurtiçi takas ve hesaplaşma aracılığı ile gerçekleşir. Bankalar arasındaki otorizasyon işlemini yürütmek, kredi kartı ve banka kartı sektörü içerisinde bulunan bankalar arasında uygulanacak prosedürleri geliştirmek, yurtiçi kuralları oluşturmak, standardizasyonu sağlamaya yönelik çalışmalar yaparak kararlar almak, yurtdışı kuruluş ve komisyonlar ile ilişkiler kurmak ve gerektiğinde üyelerini bu kuruluşlarda temsil etmek, halen her banka tarafından devam ettirilen işlemleri daha güvenli, süratli ve daha az maliyetli tek bir merkezden yürütmek BKM'nin ana faaliyetleri arasında yer almaktadır. 1993 yılında, bankalararası yurtiçi kredi kartı ve banka kartı otorizasyonunun gerçekleştirilmesi, Türk bankalarının ATM ve POS sistemi ağlarının karşılıklı olarak müşterilerinin kullanımına açılması, Visa Base I ve Europay EPS-NET gibi uluslararası iletişim ağlarına tek noktadan bağlantı olanağı sağlanması, Türk bankaları tarafından ihraç edilmiş olan banka kartlarının takasının gerçekleştirilebilmesi amacı ile Switch Sistemi devreye alınmıştır.   

İMKB Takasbank A.Ş.

Türkiye'de menkul kıymetlerin takası, saklaması ve uluslararası standartlarda numaralandırılması ile görevlendirilmiş bir sektör bankasıdır. Takasbank, SPK tarafından Türkiye'nin "Merkezi Saklama Kuruluşu" olarak kabul edilmiştir. İMKB’de gerçekleşen tüm menkul kıymet alım/satım işlemlerinin takası da Takasbank tarafından gerçekleştirilmektedir. Takasbank, kurduğu TETS (Takasbank Elektronik Transfer Sistemi) ile aracı kurumların da TCMB'nin EFT sistemine birer alt üye olarak dahil olmalarını sağlamıştır; bu sayede, sermaye piyasaları ile para piyasaları arasındaki fon akımlarının en hızlı, en güvenilir ve en ucuz şekilde yapılmasını sağlayan köprü olma işlevini başarı ile sürdürmektedir. Takasbank, bu merkezi fonksiyonlarına ilaveten İMKB üyesi banka ve aracı kurumlara çeşitli bankacılık hizmetleri vermektedir. Takasbank, aracı kuruluşlara sunduğu Takasbank Para Piyasası, Ödünç Menkul Kıymet Sistemi ve Nakit Kredisi hizmetleri ile sermaye piyasasının önemli bir kreditörü konumundadır. 

Kredi Kayıt Bürosu A.Ş.

Bankalar Birliği'nin de desteği ile, ana faaliyet konuları para ve sermaye piyasaları ile sigortacılık olan mali kurumlar arasında bireysel kredilerin takip ve kontrolünü sağlamak üzere gerekli olan bilgi paylaşımını gerçekleştirmek amacıyla, 1995 yılında 11 bankanın ortaklığı ile Kredi Kayıt Bürosu A.Ş. (KKB) kurulmuştur. Ana faaliyet konuları para ve sermaye piyasaları ile sigortacılık olan mali kurumların yanı sıra BDDK tarafından uygun görülecek şirketler de KKB’ye üye olabilmekte ve KKB Yönetim Kurulu tarafından belirlenen üyelik tesis ücretini ödeyerek Kredi Referans Sistemi hizmetlerinden yararlanabilmekteler. Toplam 26 üyesi olan KKB bünyesinde oluşturduğu Kredi Referans Sistemi üzerinden paylaşıma sunduğu tüketici bilgileri kapasitesi sektör hacminin yaklaşık yüzde 97'lik bölümünü içermektedir. KKB bünyesinde kurumsal kredilerin takip ve kontrolü için gerekli olan bilgi paylaşımının sağlanmasına yönelik çalışmalar da başlatılmıştır.

Elektronik Bankacılık

Türk bankacılık sistemi ileri düzeyde bilgi teknolojisine sahiptir. ATM (Otomatik Vezne Makinesi), POS (Satış Noktası Terminali), telefon bankacılığı ve bilgisayar bankacılığı gibi teknoloji yoğun hizmetler sunulmaktadır. Bankalarıın vizyonunda önemli bir yer tutan elektronik bankacılık faaliyetleri hizmet kalitesinin yükseltilmesi ve maliyet tasarrufu sağlaması amacıyla hızla büyümektedir. Bu doğrultuda son yıllarda “Çağrı Merkezi”, “Internet Bankacılığı” ve “Müşteri İlişkileri Yönetimi” konularında önemli uygulamalar ve yatırımlar gerçekleştirilmiştir. Bankaların müşteriye dönük işlemlerin yanı sıra iç işlemlerinde de bilgi teknolojisi yaygın olarak kullanılmaktadır. Toplam kredi kart sayısı 2004 sonu itibariyle 26.681.128’dir. Aynı dönem itibariyle ATM sayısı 13.544, POS sayısı ise 912.118’e ulaşmıştır.

Bankalar kendi operasyonları yanı sıra bankalararası işlemlerde de teknoloji destekli uygulamalar gerçekleştirmektedirler. Bu kapsamda, elektronik çek takas sistemi, doğrudan borçlandırma sistemi ve EFT sistemi bankalararası işlemlerde önemli bir yere sahiptir. Ayrıca önemli bir uluslararası ödeme sistemi olan SWIFT sistemi de uzun yıllardır bankalar tarafından kullanılmaktadır.

Türkiye Bankalar Birliği

Türkiye Bankalar Birliği 1958 yılında kurulmuştur. Bankalar Kanunu’na göre Türkiye'de faaliyette bulunan tüm bankaları temsil eden tüzel bir kişiliğe haizdir. Birliğin amacı, serbest piyasa ekonomisi ve tam rekabet ilkeleri çerçevesinde, bankacılık düzenleme ilke ve kuralları doğrultusunda bankaların hak ve menfaatlerini savunmak, bankacılık sisteminin büyümesi, sağlıklı olarak çalışması ve bankacılık mesleğinin gelişmesi, rekabet gücünün artırılması amacıyla çalışmalar yapmak, rekabetçi bir ortamın yaratılması ve haksız rekabetin önlenmesi için gerekli kararları almak/alınmasını sağlamak, uygulamak ve uygulanmasını talep etmektir. Türkiye'de faaliyet gösteren bütün bankalar Birliğe üye olmak, statü hükümlerine uymak ve Birliğin yetkili organlarının alacağı kararları uygulamak zorundadırlar.

                                                                                                                                                   

to Top of Page