Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Sanat
Bilim ve teknoloji
Kanser Nedir
DNA Sırları
Enerji ve Atomlar
Gezegenler
Evren ve Biz
Galaksiler
Maymun Teorisi
Elmas Taşı
Dev kamyonlar
Nükleer Enerji
Atom Nedir?
Telefon ve Radyo
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri
   

Kanserin nedenlerinden biri...

 

tavsiye etmiyorlar...

Kanser Nedir? 

Vücudumuzda bütün organlar hücrelerden oluşur... hücreler vücudumuzun en küçük yapı taşlarıdır ve ancak mikroskopla görülebilirler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır, sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ne kadar bölüneceğini bilir... buna karşın kanser hücreleri bazen bilinmeyen bazende belli bir sebeple bu bilincini kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Vücudun her hangi bir yerinde kontrolsüz bölünen yada çoğalan hücrelere kanserli hücreler denir.

Kanser kelimesinin kökeni Latince'de Yengeç anlamına gelen 'Cancer' kelimesine dayanmaktadır... örneğin Almanca dilinde Kanser hastalığının ismi hala 'Krebs' diye anılır... bu ismi Galenus adında bir bilim adamı vermiştir. Bunun nedeni hastalığın ilerlediği safhalarda tümor yakınlarından geçen kılca damarlarda oluşan kızartılar çok yakından bakıldığında Yengeç'in ayaklarına benzer bir nitelik taşıyordu... bu yüzden Yengeç ismi oradan gelmektedir... ayrıca kanserli bir tümora elektro mikroskopla bakıldığında hücreler sürekli bölünürken yine Yengeç'e benzeyen görüntüler arz eder... oysa Kanserin uzaktan yakından Yengeç'le bir alakası yoktur... bölünen hücrelerde sadece bir benzerlik gözlendiği için tıp dünyasında Kanser, kimi zaman Yengeç sembolü ile tarif edilir.

Sağlıklı bir vücudun organ dokusunda hücreler bazen kendini yenilemek... bazen büyütmek... bazende çoğaltmak zorundadır... bütün bunlar DNA kontrolünde yapılır... vücüdun yapı taşlarını oluşturan hücrelerin iç ve dış özelliklerini... karakter yapısını... işlevini ve bölünmeye zorlayan bütün fonksiyonlarını dışardan etkileyen faktörler: hormonlar, kimyasal maddeler ve virus adını verdiğimiz mikroplar oluşturur... hücrelerin bölünme işlevini içerden etkileyen genlerde ana faktörleri ise bazı besin maddelerinden elde edilen protein yada yumurta akı niteliğinde albimum maddeler oluşturur. Bu faktörler hücrede normal bir bölünmeyi... yada anormal bir çoğalmayı düzenler... yada frenler.

Bir kanser hücresi oluştuğunda vücudun bağışıklık sistemi bu yabancı hücreyi tanır ve parçalar. Hücreler vücudumuzun hiç bir yerinde kendi başına hareket etmezler... yada çoğalmazlar... bütün bu hareketleri izleyen, düzenleyen, kontrol eden son derece grift bir sistem ve alt sistemler vardır hücre yapısında. Vücudumuz için hayati kararlar alan 100 trilyon hücreden bazıları vardır ki... bunlar sadece vücuttan bilgi toplar... hatta bazı dokularda iletişim yada nakliye işleri üstlenir... yine bazıları koruycu, tutuşturucu, yapıcı, yada onarıcı rol üstlenirler. Bütün bu özellikler onlara genetik şifreler halinde yüklenmiştir... DNA bünyesinde o bilgileri deşifre eden, değerlendiren hücreler, yukarda saydığımız faktörlerin etkisinde hareket ederler... DNA bir nevi hücrelerin beynidir.

Her hangi bir nedenle DNA kontrolünden çıkan hücreler artık vücudun her hangi bir yerinde kendi başına hareket etmeye, bölünmeye yada üremeye başlar... yani sürekli bölünen hücreler doku üzerinde yığınak yapıyor, tahribat yapıyor demektir... artık bu aşamada vücudun dokusunda anormal bir sistem devreye girmiştir... daha doğrusu Kanserin başlangıcı olan kötü huylu bir tümör gelişiyor demektir. Bu tümör'ler bazı kaba bir ifade ile Ur ismini alır... oysa vücutta gelişen yığınak, yada tahribat sadece ur şeklinde değil... normal bir kızartı... veya bir sivilce yada küçük bir yara şeklinde bile gözlenebilir.

Tıp dilinde kötü huylu tümör Maligne... iyi huylu tümor Benigne ismini almıştır... iyi huylu tümör belli bir noktadan sonra frenler, komşu bölgelere yayılmazlar... vücuttan tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar... oysa kötü huylu tümör kanser olarak adlandırılır, belli bir noktadan sonra hem etrafındaki dokulara zarar verir, hemde vücudun her hangi bir yerine dağılma eğilimi gösterir... tıp dilinde buna metastaz denir... vücuda dağılma konusu çeşitli kanallardan gerçekleşir... örneğin kan dolaşımı yada Lemf kanallarından dağılma gerçekleşebilir.

Ancak kötü huylu bir tümör her zaman dağılacak anlamına gelmez... örneğin bir yumuşak doku kanserinde kötü huylu bir tümör vücuta dağılması için... yani metastaz olması için önce mutlaka Sarcoma şeklini alması gerekir... Sarcoma şekline girmeden bir tümör yine kötü huyludur... ancak erken müdahele yapılınca tedaviden daha iyi neticeler alınır. Tedavisi yapılmayan kötü huylu tümör er yada geç hastanın hayatını tehlikeye sokar... bunun için ne kadar erken müdahele edilirse o kadar iyi neticeler alınır... günümüzde bir birinden farklı çok sayıda tedavi yöntemleri vardır... uygulanan tedaviden olumlu neticeler alınması için hastanın iyileşme yolunda kendi verdiği mücadele ve motüvasyonu çok önemlidir... örneğin bir akciğer kanserinde doktor ona sigarayı bırakması için tavsiyelerde bulunmuşsa hasta mutlaka bunu dikkate alması gerekir... aksi halde yapılan müdahele geçici olabilir... hastalıktan kurtulmak isteyen hastanın psikolojik durumu ayrıca önemli faktörlerden bir tanesidir... hastalık biçimi ne olursa olsun... yaşamaya inanan cesur bir hastanın tedavisi ile yarın öleceğinden korkan bir hastanın tedavisinde dağlar kadar fark vardır... bu yüzden hastanın kendi hastalığı konusunda bilinçlendirilmesi... beklentileri, çevresi, akrabası, ailesi, maddi ve manevi durumu tedaviden alınan sonuçlara katkida bulunabilir.

Dünyanın birçok ülkesinde kanseri çeşitli boyutlarda değerlendiren, algılayan, yada tanımlayan toplumlar vardır... örneğin Avrupa' nın birçok ülkesinde kanseri sıradan bir hastalık gibi algılayanlar vardır... bu da onların hayata bakış açılarından kaynaklanabilir... onlardaki genel slogan "kanser'den korkma geç kalmaktan kork" şeklinde telaffuz edilir... bu gerçekten de doğru bir yaklaşımdır.

Oysa bizim ülkemizde kanseri kimi zaman yanlış değerlendirenler vardır... özellikle kırsal kesimlerde kanserli bir hastaya bakış açısı çok farklıdır... hasta hemen kısa zamanda ölecekmiş gibi davranış biçimini hastaya karşı değiştiren bireyler... hem hastayı toplumdan dışlıyor hemde yarın birgün er yada geç onların da başına gelebilecek bir hastalık olduğunu hiç hesaba katmıyorlar... oysa Kanser yer yüzündeki bir çok hastalıktan hem daha temiz, hemde çok daha kolay taşınabilir bir hastalıktır... bir kere insandan insana geçici bir hastalık değildir... özellikle iç organlarda bir tahribat söz konusu olmadıkça hastanın benzi solmaz.... yada yorgun düşmez... ancak akciğer, mide, bağırsak, böbrek yada prostat kanserlerinde durum farklı olabilir. Onların da erken tedavisi yapıldığı sürece hastanın hemen birkaç yıl içinde öleceği anlamına gelmez. Günümüzde çok yönlü ve bir birinden farklı tedavi yöntemleri vardır... hatta bazı hastalarda yüzde 95'e varan kesin tedavi neticeleri alınır. Örneğin el, kol, meme yada bacak gibi organlarda rastlanan kanserli dokularda lokal tedavi uygulanır, yada radikal durumlarda hayatı korunması için ampitasyon yapılır. İyi bir protez ile yaşamına devam eden hastanın en azından kanser konusunda hayati tehlikesi atlatılmış olur. Bazı Kanser türlerinin sebebi henüz kesin olarak bilinmemektedir... ancak büyük bir kısmında sebep olan faktörler bilinmektedir. Hastalığa yol açan iki önemli risk faktörü grubu vardır, birinci grup risk faktörü: yaşam şekillerine, yaşa, cinsiyete ve aile öykülerine bağlı olarak değişir... bir başka risk grubu ise çevresel faktörlerdir.

Kanserin Nedenleri...

- Sigara ve alkol kullanımı,

- Uzun süre ve tehlikeli saatlerde güneş altında kalma,

- Aşırı dozda röntgen ışınlarına maruz kalma,

- Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, yada asbest içeren maddeler)

- Bazı virüsler

- Hava kirliliği

- Radyasyona maruz kalma,

- Kötü beslenme alışkanlığı.

Örneğin stres yada çok üzülmenin kansere neden olacağı faktörü henüz net bir şekilde kanıtlanmamıştır... ancak sürekli stres ve üzüntü yüzünden sağlıklı beslenme konusunu ihmal eden bir insan... aynı zamanda sigara ve alkol tüketimi de yapıyorsa, demekki doğrudan veya dolaylı yönden kanser riskini artırıyor demektir... sağlıklı beslenme arasına spor ve düzenli uyku da girebilir... bazende düzenli eğlenme ile düzenli beslenme arasında paralel çizgiler vardır.

Bir çok ailede kansere yakalanmaya karşı güçlü bir kalıtsal eğilim vardır. Bu olay belki de bir çok kanser tipinde kanserin oluşmasından önce birden fazla mutasyona ihtiyaç olduğu gerçeğininden kaynaklanmaktadır. Kansere özellikle yatkınlığı olan bu ailelerin kalıtsal genomlarında bir veya daha fazla mutasyona uğramış gen bulunmaktadır. Bu yüzden böyle şahıslarda kanser büyümeye başlamadan önce çok daha az sayıda ilave mutasyon olması, kanseri başlatmak için yeterlidir.

Kadınlarda en çok meme, rahim ve kalın barsak kanseri... erkeklerde ise en çok akciğer, prostat, mide ve kalınbarsak kanserleri görülmektedir. Tüm kanser ölümlerinin erkeklerde %35, kadınlarda %19 akciğer kanseri nedeniyledir. Akciğer kanseri büyük ölçüde sigara kullanımı ile ilişkilidir. Tüm kanser türleri birlikte değerlendirildiğinde yetişkin insanlarda yüzde % 60, çocuk kanserlerinde ise yüzde % 77 oranında iyileşme mümkündür. Ancak hastalığın cinsi, yaygınlığı, uygulanan tedavi gibi bazı faktörler tedavi sonucunu doğrudan etkiler.

Kanserlerin organlar içinde akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak, mide, kalınbağırsak, kan, mesane, meme, rahim ağzı ve prostat kanser'lerinin daha fazla görüldüğü söylenebilir... ancak dünya genelinde 100 den fazla kanser çeşitleri vardır. Kemik sarkomunun en genel belirtisi ağrıdır. Kemik kanseri vücudun 206 kemiğinden birinde ortaya çıkmasına rağmen, en çok kol ve bacaklardaki uzun kemiklerde, ayrıca kemiğin en yoğun olduğu bölgelerede başlar... özellikle bacak kısmında diz eklemi bölgesinin femur kısmında genç yaşlarda belirti gösteren Osteosarcoma adı verilen kemik kanseri en çok bu bölgelerden belirti gösterir... tümör eklem bölegesinde büyüdükçe, şişme yada yumrulaşmaya sebep olabilir, daha sonra, sinirler ve adaleler üzerine baskı yaparak bacakta ağrı yaratabilir. Kemik kanserinin vücüdun diger bölgelerine yayılma eğilimi çok yüksektir... bütün kanser türlerinde olduğu gibi vaktinde gerekli müdahele yapılmayınca hastanın hayatı tehlikeye girer. 

Şüphe edilen dokudan sarkom örneğinin alınması için uygulanan teknikler şunlardır:

• İğne biyopsisi... Küçük bir enjektör kullanarak tümörden bir parça doku alınır.... İnce iğne aspirasyon biyopsisi ve öz biyopsi olmak üzere iki çeşittir... Kor biyopsisinde, dokudan katı ve küçük bir dolgu almak için biraz daha geniş bir enjektöre ihtiyaç vardır.
• Cerrahi biyopsi... doktorunuz organda bir kesik açarak ya tam tümöre (eksizyonel biyopsi) yada tümörün bir kısmına (insizyonel biyopsi) ile ulaşır... bazı durumlarda lokal anestezi gerekebilir... geniş veya derin yerleşmiş bir tümör için genel anestezi gerekebilir... doktorun eksizyonel biyopsisi yaparken sarkom tedavisinde tecrübeli olması çok önemlidir... ayrıca alınan parçada evrelendirme ve derecelendirme uygulanır.

Dokunun kanserli olup olmadığın yanında, doku testi kanserin ne kadar saldırgan olduğunu (derecesini) belirleyebilir. Diğer testler, örneğin elektronik tarama.. (CT yada MRI scan) ve kan testleri, kanserin yayılıp yayılmadığını ve ne kadar yayıldığını yani evresini belirleyecektir. Yumuşak doku, birçok kanserde olduğu gibi, Amerikan Kanser Ortak Komisyonu tarafından geliştirilen bir sisteme göre evrelendirilmiştir. Yumuşak doku kanserlerinde, onkologlar kanserin IA’dan IVB’e kadar hangi evrede olduğunu anlamak için, tümörün büyüklüğüne ayrıca yerine, lenf bezlerine yayılmasına, diğer uzak organlara yayılmasına ve aşamasına bakarlar (ne kadar çabuk geliştiğini ortaya koyan tümörün normal bir dokuya ne kadar benzediğini araştırırlar). Yumuşak doku sarkomunun 1'ci evresi için beş yıllık yaşam süresi yüzde % 99'dur... 3cü evresi için bu oran yüzde % 50'e düşer.

Osteosarkomu, yani kemik kanseri için benzer evrelendirme sistemi yoktur... kemikten alınan parça birkaç hafta özel kimyasal sıvılar içinde gözetim altında tutulur... ayrıca, kanserin tek bir bölgede yerleşmesine lokal veya diğer bölgelere yayılıp yayılmamasına metastaz'a bağlı olarak yalnızca iki evrelendirme sistemi vardır. Ancak organlarda ampitasyon yapıldıktan 10-15 yıl sonra hastalığın geri dönme riski önemli ölçüde azalır.

Kanserden korunmanın iki yolu : - Radyoterapi, (ışın) tedavisi... uygun dozda ışın uygulayarak kanser hücrelerinin öldürülmesi

- Kanser yapan etkenlerden kaçınmak (sigara, fazla yağ tüketimi, kirli hava, kötü yaşam koşulları, kömür tozu, aşırı alkol tüketimi, metil akrilat buharı, asbest, silika aliminyum alçı tozları, zararlı ışınlar, kimyasal ve benzeri maddeler...

- Erken Teşhis... gürüldüğü gibi en önemlisi korunmaktır... sonra erken tehşis. Kanser ne kadar erken teşhis edilirse, tedavisi de o düzeyde başarılı olur. Kanserin belirtilerinden herhangi biri görüldüğünde hemen hiç gecikmeden bir doktora başvurmak hayat kurtarabilir. Kanserin bazı belirtileri: Vücudun herhangi bir yerinde nedensiz bir şişlik... eklemlerde sertlikler... kemik kanseri için belirtiler olabilir.

- Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük, uzun süre geçmeyen öksürük...

- Göğüs ağrısı... akciğer kanseri için belirtiler olabilir...

- Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları... boğaz gırtlak kanseri için...

- Kol ve omuz ağrısı... akciger meme... ve diğer kanser türleri için...

- Kemik ağrısı... eklemlerde şişme veya sertlikler kemik kanseri için belirtiler olabilir...

- Kilo kaybı, aniden zayıflama veya iştahsızlık... mide bağırsak için...

- Başağrısı... beyin tümoru... yada diğer kanser türleri için...

- Sarılık ... karaciger kanserinin belirtileri olabilir...

- İyileşmeyen yaralar...

- Dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, ishal veya kabızlık...

- Vücut deliklerinden kan veya anormal sıvı gelmesi (Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar),

- Ben ve siğillerde görülen anormal değişmeler, koyulaşma... deri kanseri belirtileri için...

Bu belirtilerden herhangi biri veya birkaçı, iki üç haftadan fazla devam ederse ve ailede kanserli hasta varsa, hemen kanser konusunda uzman bir hekime başvurmak gerekir... Kanser insandan insana geçen bir hastalık değildir. Gelişmiş ülkelerde ve ülkemizde meme kanseri, akciğer kanseri ve kalınbağırak kanseri, kanserden ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer alır.

Herşeyden önce, tüm hastalıkların tedavilerinde esas rolü vücudun bağışıklık sistemi üstlenmektedir. Bağışıklık sistemini zayıflatan etmenlerin ortadan kaldırılması tedavinin ilk basamağıdır. Kanserli hücrelerin ne kadar ve nerelere metastaz yaptığını tesbit etmek olanaksız olduğundan kanser tedavisi gören hastaların bağışıklık sistemlerinin güçlendirilerek bu yayılmış hücreleri yok etmesi arzu edilen bir durumdur. Kanser tedavisi onkoloji uzmanı doktorlar tarafından yapılır... ülkemizde bir çok merkezde onkoloji bölümleri mevcuttur. 

Tedavi yöntemleri : - Cerrahi yöntem... kanserli dokuyu ve çevresindeki invazyon riski taşıyan bir miktar sağlıklı dokuyu alıp çıkartmak... bazı durumlarda kanserli dokuyu cerrahi müdahale ile çıkartmak imkansız olabilir. Bu durumda radyoterapi veya kemoterapi uygulanır.                                          

- Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek üzere ilaçlar kullanılması.

- Radyoterapi, ışın tedavisi... 

- Alternatif tıp, bağışıklık sistemini güçlendirici... asıl tedaviye destek olan yöntemler. Yukarda sayılan tedavi yöntemlerinin bazılarında yan etkiler gözlenir... özellikle Kemoterapi ve Radyorerapi de yan etkiler zaman zaman ağır olabilir... hasta yorgun düşer... yada aldığı zehirli veya kimyasal ilaçlar neticesinde saçları dökülebilir... ancak bütün bunlar geçicidir... hastanın iyileşmesinde ilerleme gözlenince bu ilaçların dozu azaltılır... ve dökülen saçları tekrar gelir. Tıp alanında son yıllarda o kadar ilerleme sağlandı ki... artık Kemoterapi tedavisinde kullanılan ilaçlar bile önceki kadar saç dökmüyor

Konunun özü... kanser artık son yıllarda mücadele edilebilir bir hastalık konumuna geldi... bazı türlerde yüzde % 30, 40, 50 oranında sonuçlar alınırken bazı türlerde yüzde 95'lere varan tedavi başarısı sağlanabiliyor... ayrıca kenserin türü... hastanın yaşı... cinsiyeti.. bünyesi... ailesi... maddi durumu... beslenme şartları... tedavide sağlanan başarı oranında belirleyici faktörlerden  biri  olabilir.                         

 

to Top of Page