Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Sanat
Halk Ozanları
Neşet Ertaş
Aşık Veysel
Mahzuni Şerif
Muhlis Akarsu
Dadaloğlu
Seyrani
Erzurumlu Emrah
Murat Çobanoğlu
Türk Edebiyatı
N. Fazıl Kısakürek
Kaldırımlar Şiiri
Zindan İki Hece
Mehmet Akif Ersoy
Mimar Sinan
Namık Kemal
Divan Şairi Fuzuli
Sözel iletişim
Süsleme Sanatları
Sanat örnekleri
Abstrakt Sanat
Abstrakt Resimler
Abstrakt Posterler
Abstrakt Fantazi
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri

Aşık Mahzuni Şerif

 

1938 yılının bir sonbahar günüydü, o günün yarısında Döndü ananın ağrısı bitecekti. Ama daha küçük yaşlarda o dünyaya getirdiği bebe; bağlamasını yoksul halkının dertleriyle, ağıtlarıyla ağlatacak, giderek daha duyarlı, daha toplumcu içerik kazandıracaktı dizelerine... İlk yıllarda mezhepsel çelişkileri yergili bir dille betimlerken, daha sonra halk dertlerini dile getirmeye çalışacak, o nedenle de bazı politik baskılar görecekti. Hak ile halkı birleyerek emeği savunacak, emeğin savaşımını verecekti.

Mahzuni Şerif tüm baskılara karşı haklıların simgesi olarak <<bizim suçumuz, şerefimiz>> dir diyecekti. Coşkulu yüreğiyle çağdaşlarına göre daha çok üretiyor, özgün söz ve müziğiyle Türk folklor üne kaynak oluşturuyordu. Ama ne yazık ki onun, şiirine kendi adı konulmuyor, baş­kaları onun sırtından çıkar sağlıyordu.

Mahzuni sazını eline aldığı günden bu yana her türlü sömürüye karşı savaşımın içinde birleştirici söz öğelerini kullanıyor, böylece kendine özgü bir yol çiziyordu. Aşık Mahzuni'yi anlatmak için bir noktayı, içtenlikle vurgulamak istiyorum. Ozanımız <<Neyzen>> gibi biraz demlidir, ama bu duyarlı olmanın bir gereğiydi; doğaçtan söyleyebilmesi için dem onda olumlu etki yapıyordu dem de olsa az almak zorun­daydı, çünkü sağlığının ve sanatının koşulları böyle gerektiriyordu. O, aşıklık geleneğini yerine getirirken halkın gözü, kulağı olmaya özen göstermeliydi. 

1960 ile 1980 yılları arasında yurt dışında bir kez Avustralya, çok kez de Avrupa'da konserler vererek, yine ulu­suna, halkına sevgiler gönderiyor; dünya tembellerin, haksızların değil, çalışanların, haklıların olmalıdır diyerek sarı sazın tellerini inletiyordu... Umarım ki ozanımız Mahzuni Şerif bundan böyle de, yaşadığı sürece birliği, erliği, güzelliği toplumsal ve evrensel içerikli dizelerde sevgili halkımıza duyurmanın kıvancını yaşar...

Mahzuni Şerif'in büyük dedesi Seyyid Mehmet'in türbesinin bulunduğu Hasan Köyü, 1800'lü yılların ortasın da Sünniliği seçmiştir. Seyyid Mehmed'in ölümünden sonra aile iki kola ayrılmış; bir kol, o dönemde Elbistan'a bağlı olan Berçenek'e yerleşerek Aleviinancını sürdürmüş, diğer kol ise Hasanköy'de kalarak Sünni inancı benimsemiştir.

2001'in başlarında rahatsızlanarak, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle, JFK Hospital'da yoğun bakım altına alındı. Mayıs ayında taburcu edildi. 17 Mayıs 2002 tarihinde, evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Mahsuni Şerif 60'lı yaşlarında Almanya'nın Köln şehrinde vefat etti. Vefat ettiğinde, DGM'deki davası henüz sonuçlanmamıştı. Mezarı şu an son ikamatgâhı olan Hacı Bektaş Veli Külliyesi'nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgededir.

Hakkında açılan dava: 2001 yılının Kasım ayında kendisine, "Elhamdülüllah Kızılbaş'ım ve laiğim. Ben değil, yedi sülalem Kızılbaştır. Bir suç varsa o da dedemdedir." dediği için, DGM tarafından aleyhinde dava açıldı. Duruşma 27 Aralık 2001 tarihinde DGM'de yapıldı... ancak duruşma nasıl sonuçlandı bilinmiyor.

Aşık Mahzuni'nin Eserleri 

Türk halk müziği sanatçıları tarafında söz ve besteleri sıklıkla kullanılmıştır. Araştırmacı Yazar Battal Pehlivan'ın Aşık Mahzuni Şerif'in yaşamı ve sanatı üzerine yaptığı incelemenin adı Dom Dom Kurşunu idi. Dom dom kurşunu, Yuh Yuh, Fadimem, Gül yüzlüm, Ciğerparem ve Ekmek kölesi gibi eserleriyle tanınan Aşık Mahzuni'nin Türkülerini İbrahim Tatlıses'ten Mahsun Kırmızıgül'e kadar birçok türkücü ile bazı pop müzik sanatçıları da okudu. Halk şiirine gönül veren ve konuşma dilini şiirleştiren Aşık Mahzuni'nin 400'e yakın plağı, 50 kasedi ve yayınlanmış 9 adet kitabı bulunuyor.

Aşık Mahzuni'ye ait bazı türküler:
İşte gidiyorum çeşmi siyahım, Kanadım Deydi Sevdaya, Körpe iken Kırdın Felek Dalımı, Dom Dom Kurşunu, Kirvem, Zevzek, Bugün ben şahımı gördüm, Ağlasam mı, Keyfo Ağam, Ben Beni, Durma Gönül, Heder Mahsuni, Kutsal Özlem, Silahlar Kaval Olsun, Vay Dünya, Yalnızım Bu Ellerde, Bitmez Tükenmez Geceler, Arzuhalim Vardır, Değme Doktor Degme Yaram Baskadir, Dumanl Dumanlı Oy Bizim Eller, ihtiyar Oldum, ince ince Bir Kar Yağar, Sen Açtın Bu Yarayı, Cigerparem, Nereden Buldun, Ben Kimim, Cürük Hasan, Gül Yüzünü Gördüm, Kanlım Olursun, Zamansız Bahar, Bu Bebeğin Suçu Nedir, Ararlar Beni, Çobana Benziyor, Mehmet Emmi, Nenni Bebek, Yolcum Güle Güle, Sordum Mahzuniye, Dilaver, Halim Yaman Böyle, Kuller Bizim Halimize, Merdo, Vefasız, ve daha niceleri...


Ve Aşık Mahzuni Şerif 17.05.2002 tarihinde tedavi gördüğü Köln-porz hastanesinde, sabaha karşı aramızdan ayrılır.

Bilmem Ağlasam mı

Mevlam Gül Diyerek İki Göz Vermiş
Bilmem Ağlasam Mı Ağlamasam Mı
Dura Dura Bir Sel Oldum Erenler
Bilmem Çağlasam Mı Çağlamasam Mı

Yoksulun Sırtından Doyan Doyana
Bunu Gören Yürek Nasıl Dayana
Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana
Bilmem Söylesem Mi Söylemesem Mi

Mahzuni Şerifim Dindir Acını
Bazı Acılardan Al İlacını
Pir Sultanlar Gibi Dar Ağacını
Bilmem Boylasam Mı Boylamasam Mı

                                                                                                                                        

                                                                                                                                                     

to Top of Page