Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Kırkpınar Güreşleri
Nevruz Bayramı
Alevilik
Hacı Bektaş Veli
Askerlik
Yunus Emre
Mevlana
Osmanlı Padişahları
Kanuni'nin Metupu
Aşıklık Geleneği
Aşık Tekke Edebiyatı
Pir Sultan Abdal
Köroğlu
Destanlar
M. Kemal Atatürk
Gelenek - Görenekler
Kültürel Takvimler
Nazar ve Büyü
Batıl inançlar
Rüya Nedir
Cin ve Peri Nedir
Halk Müzigi
Sünnet Nedir
Nasrettin Hoca
Kültür Nedir
Sanat
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri

 Mevlana (1207-1273)

 

Mevlana 1207 yılında Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde doğmustur... "ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin seni anlayabildiği kadardır" sözü ile başka bir şey demeye gerek bırakmayan buyuk bir filozof 'tur... Mevlana kelimesi aslında köken olarak mevla'dan gelir... yani efendimiz demektir, Mevlana’nın asıl adı Muhammed Celaleddin’dir... Mevlana ve Rumi isimleri kendisine sonra dan verilen isimlerdendir, efendimiz manasına gelen Mevlana ismini o’na daha cok genç yasta iken kendisine konya’da ders okutmaya başladığı tarihlerde verilirmistir... Rumi kelimesinin anlamı, Anadolu demektir, Mevlana’nın, esasen Rumi diye tanınmış olması, aslında geçmiş yüzyıllarda Diyar-ı Rum denilen Anadolu ülkesinin vilayeti Konya’da uzun yıllar oturmasından kaynaklanır, ömrünün büyük bir kısmının konya'da geçmesinden dolayı, ve nihayet türbesinin orada olmasından dolayıdır.

Mevlana bir aşk ustasıdir, tabiri caizse kırk yumurtayı bir tavada kaynatıp tek yumurta etmenin sanatını elde etmiştir. Adeta bir ney gibiydi sanki, kendinden boşalmış, sahib’inin soluğuyla dolmuştu:"Başkalarına imrenme, çok kimseler vardır ki senin hayatına imrenirler.
"Cahil olanların merhameti ve lütfu azdır."
"Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı."
"Her kanat denizi aşamaz."
"Herkesin bakmadığı yönden bak dünyaya."
"İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler. "
"İnsana aradığı şeye bakılarak değer biçilir."
"İnsanın kanadı, gayretidir."
"Kargalar ötmeye başlayınca, bülbüller susar."
"Kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma."
"Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez."
"Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel atma."
"Kötü adın çirkinliği harften, deniz suyunun acılığı kaptan değildir."
"Muhabbet ve merhamet insanlığın, hiddet ve şehvet de hayvanların sıfatlarıdır."
"Su ateşe galiptir, ancak bir kaba girerse ateş suyu kaynatır, yok eder."
"Tuzağa saçtığın taneler cömertlik sayılmaz ki."

Bugünlere biraktığı sayısız eserleri ve görüşlerininden insanların hala feyz aldığı ve döneminin çok çok ilerisine seslenen pir'dir Mevlana. Bildiğim kadarıyla, Mevlana'nın bizati yazdığı tek eseri: "Mektubat"dır, diğer eserlerinden "Mesnevi" ve "Divan-ı Kebir" ağzından zaptedildiği rivayet olunan güzel sözlerden, ayrica "Fihi Ma Fih ve Mecalis-i Seba" ise kıssalarından oluşur. Mevlananın varsıl bir hayat yaşadığı zamanının iktidarıyla uzlaşma içinde olup, " Yasadığı Konya dışında olup bitenlere, kıyımlara zulüm ve saldırılara gözünü kapamış" seklinde aldigi eleştriler ise önemli tarihçilerden gelmedigi çin ciddiye alınması gereken eleştriler degildir... son zamanlardaki günümüzün mentalitesi, düşünce biçimi ve algılayışı ile zamanının içinden çekip çıkartılan bir düşünür veya düşüncesinin ele alınıp popülerleştirilmesinin ne denli tehlikeli sonuçlar doğurduğunun en güzel örneklerinden biridir Mevlana konusu. Mesnevi'deki hikayeler, Sems-Mevlana aşkı, Mevlana'nın Hümanizmi havalarda uçuşup dururken, en azından, bu "her değerin içini boşaltalım" cılar Mevala'yı değerlendirirken en basit haliyle "dini bütün bir müslümandan" bahis açıklarını akıllarında tutmalıdırlar. Mevlana bir Umman... Sems'siz hatırlamak mümkün olmayan bir umman elbette, onun tasavvufu, irfan, hakikat ve cezbe aleminde olgunlaşmalıydı. Bunu halk diliyle ve halkın anlayışına tam bir uygunluk içerisinde, hikayeler söyleyerek, örnekler vererek anlattı.

"Gözünü yumdun mu canın kopuyormuş gibi bir eleme bir ıstıraba düşersin... gözün güneşin nurundan ayrılmaya sabrı yoktur,  gözün açıkken de tasalanıyorsan bil ki gönül gözünü yummuşsundur, onu aç !... (Mesnevi-2) Gönlümüz, gönül yakanımız o olduktan sonra, gece ne oluyor bize, gündüz ne oluyor?.. "güneş ha batmış, ha doğmuş, canımıza can katan, canımızı aydınlatıp duran güzelimiz yeter bize"...

Anası ölene feryad etmeyi öğretme,
bize aşk öğreten, iyiden - iyiye ustadır.
Dikme o hırkamızı; yırt-gitsin;
Hırka diken şeyh yaramaz bize.
Herkes, düşmana üst olmayı ister;
O düşmanın güzelim yüzüdür üstünlüğümüz
bizim, herkes, defineler elde edecek bir baht arar;
eziyetlere eziyetler katan aşk yeter bize.

O, öleceği günü yeniden doğuş günü olarak ilan etti, sevdiğine kavuşacaktı, şahsi fikrime göre müthiş uyumu, kaosu, kuantumu ve birbirine bağlı olan her şeyi zamanında çözmüş çelişkilerin hayatın özü olduğunu kabul etmiş yuce insan Mevlana. "Aşk'sız olma ki, ölü olmayasın, aşk'ta öl ki, diri kalasın."

- Güzel bir ağaç dalı kötü bir ağaca aşılanırsa o güzellik kötü ağacın tabiatında güzelleşir.
- Yıllardır yol yürüyoruz, yine de ilk konakta esiriz...
- Biri buğday elde etmek için ekin ekerse, sonunda saman da elde eder...
- Ateşi daima suyla korkuturlar, fakat suyu hiç ateşle korkutabilirlermi?
- İbadetlerin zevk vermesi için zevk gerek...
- Ticarette kamil değilsen, yalnız başına dükkan açma.
- Kurt nerden yusuf'a aşık olacak?
- Akıl başka bir akılla birleşti mi nur,nefis başka bir nefisle birleşti mi karanlık artar...
- Kürk kışın işe yarar, baharın değil...
- Yanlızlıktan ümitsizliğe düşünce, güne gibi bir sevgilinin gölgesi altına gir...
- Gözde kıl büyük bir dağ kesilir...
- Bilgiyle uyumak uyanıklıktır, vay biligizle oturan uyanık kişiye!..
- Gül olmayınca bülbül sükut eder...
- Eğer körsen köre teklif yoktur, değilsen yürü,sabır kurtuluşun anahtarıdır...
- Bir güzel, peşine çirkini takıyorsa onunla alay ediyor demektir...
- Ektiğin dikeni gül bahçesinde arama...
- Sopa, musa'nın elinde doğruluğa sahit oldu, sihirbazın elindeyse bir işe yaramadı...
- Çarpık ayakkabı nasıl çarpık ayağa uyarsa, şeytanın afsun ve efsanesi de doğru olmayan gönüllere uyar...
- Rahmetim o ağlamalara bağlıdır, kul ağladı mı, rahmet denizi kabarıp dalgalanmaya başlar...
- Nice kişiler vardır ki, kükremiş aslan gibi avını yemeden dünyadan gitmişlerdir...
- Sabır güzel hayallerle tatlılaşır.çünkü herşeyden önce içinde bulunduğun sıkıntıdan kurtulmaya hayaline düşersin...
- Ben bu çalışıp çabalama dünyasında iyi huydan daha iyi bir ehliyet görmedim...
- Cömertlik gözden gelir,elden değil...
- Asa musa'nın elinden su içti, firavun'un saltanatını bir lokma etti...
- Alemde her hünerin fikirle kaim olduğunu bilmez misin?
- "Yarın yaparım." deme, nice yarınlar geçti, ekin zamanı tamamıyle geçmesin, agah ol.
- Ne mutlu o çirkine ki, güzele eş ve arkadaş oldu, vah eşi kış olan gül yüzlüye...
- Kara odun ateşe eş olur, karanlığa gider, baştan başa nur kesilir...
- Vücudunda hangi huy galipse, o huyun suretinde haşedilirsin...
- Madem ki hırsızlık ediyorsun, bari latif inciyi çal !... madem hamallık ediyorsun, bari yüce bir yük yüklen.
- Bir evin temelini atacakları vakit oradaki eski yapıları yıkarlar...
- Arı duru su çıkartmak için önce yerden toprak çıkarır...
- Nerede bir dert varsa deva oraya gider.su neresi alçaksa oraya gider...


Mevlana, çağının ve dahi şu anki çağımızın çok ötesinde bir derviş, Avrupa'nın hala hümanizm ile açıklamaya çalıştığı ancak Mevlana'ya Mevlana penceresinden bakılmadıkça gözleri bağlı 10 farklı insanın fil'in değişik yerlerine dokunarak tahmin yürütmeye çalışıp hiçbirinin oradakinin fil olduğunu tahmin edemediği anlatılan hikayedekinden çok farklı bir sonuca ulaşamadıkları unutulan -belki de anlaşılmayan- gerçek bir müslüman...

"Gel, yine gel,
ne olursan ol yine gel,
ister kâfir ol
ister ateşperest,
istersen ol putperest, değil dergahımız umutsuzluk dergahı, bozsan da yüz kere tövbeni yine gel."

Mervlana,  kabri nur mekanı cennet olsun...


Mevlana ve Mevlevilik,

Mevlevilik, tamamen sevgi ve hoşgörüye dayalı Mevlânâ Celâleddin Rûmi adına, oğlu Sultan Veled tarafından kurulan bır müessese'nın adıdır, her ne kadar Mevlana ölümünden sonra tarikat istemediğini oğluna özellikle bildirmiş ols da, bazı rivayet ve kaynakalra göre oğlu olayın sosyal boyutunu göz önüne alarak mevlevilik tarıkatını kurmakla aslında halkın ísteklerıne bir ölçüde cevap vermiştir, mevlev'likte ney ve kaval önemli bir yer tutmaktadır.   

                                                                                                                                                 

                                                                                                                                                                                   

to Top of Page